BİR DEKORASYON BLOGUNUN İTİRAFLARI :)

Uzun zamandır yazmayı planladığım ama bazı özel sebeplerden dolayı ertelediğim bir yazı oldu bu. Zaten blogumla da bu sürede pek ilgilenemedim. Instagram takipçilerim bu özel sebebi biliyor ama blogum da bunun için ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum . Birazcık daha vakti var ;)

Gelelim bu yazı da sizi neler bekliyor.  Bazı itiraflar ve nacizane öneriler olacak. Başta şunu söylemeliyim ki ben mimar değilim. Dekorasyon blogumun olması bir mimar edasında bilgiler verip insanları yanıltma şımarıklığında olma haddini vermiyor bana. Kendi göz zevki inceliğimin ve bazı yeteneklerimin farkındalığına varmam sonucu ile yaklaşık dört yıl önce böyle bir yola girdim. Özellikle tekrar söylemek istiyorum ki 'Kendi göz zevkim ve tarzıma dayanarak sizlerle burada ve instagramda paylaşımlar yapıyorum.'

İnsan nasıl ki yıllar geçtikte olgunlaşıyor ve büyümeye devam ediyorsa bu yaşantısında da bazı değişikliklere neden oluyor. Sevdiği şeyler, zevkleri zamanla değişiyor, eskiden güzel gelen şeylerin yerini yenileri alıyor. Siz de zamanla blogum da dekorasyon konusunda ki bu değişime şahit olabilirsiniz...

Son zamanlarda özellikle instagramda birbirinin aynısı katolog tipi evler görmeye başladıkça bu konu kafamı çok kurcalar oldu. Beni yakından takip edenler bilir eskiden daha çok evimden fotoğraflar paylaşmaya özel gösteriyor, özellikle sırf bunun için evimde konsept çekimler yapıyordum. Ama artık ara verdim. Doğrusu kendime kocaman bir DUR dedim !

Bunu iki sebebi var. Birincisi farkında olmadan beni sürükleyen ve acaip cazibesi olan TÜKETİM ÇILGINLIĞI, ikincisi ise onda var bende de mutlaka olmalı duygusu ! Başta da söyledim ya bu yazı içinde itiraflar barındıran bir özeleştiri yazısı olacak...

Sürekli evinin fotoğraflarını çekmek,hemen yüklemek ve beğenilmek müthiş bir haz veriyor insana. Kendini tekrar  eden ve sonu olmayan bir kısır döngü... Eee peki ev aynı ev, oda aynı oda, eşyalar aynı eşya. Kendini tekrar eden fotoğrafları yüklemek sıradan olmaya itiyor ve bir müddet sonra insana zevk vermiyor. Ne yapıyorsun bu durumda? Hemen gidip kendini alışverişe veriyorsun en son ne modaysa onu alıyorsun. Böyle böyle derken dekorasyona büyük bir meblağ harcadığımın farkına vardım. Yani durduramadığım müthiş bir alma hazzı veren tüketim çılgınlığının esiri oldum...

Burada rahatsız olduğum evimden paylaştığım fotoğrafta ki aksesuarı hemen gidip insanların almasına sebep olma duygusu. Zaten kendimi kaybetmişim bir de insanları sürekli teşvik etmek ve özendirmek çok huzursuz etti beni. Tabi bunda paraların gitmesinin büyük katkısı var :)) Öyle ki kendime kıyafet almak yerine eve bir şeyler alıyordum sürekli :) Bunu bir de aldığım eşyaları iki fotoğrafını çekip kenara kaldırıp, saklayacak yer bulamadığım zamanda anladım :) Alıyorsun alıyorsun e yerin var mı arkadaş bir düşün! Beğenmeyip bir kenara atıp tozlu kutularda  yıllarca yüzüne bakmıyorsun bile...

Sonra bir de baktım ki benim evim de duvarıma astığım çerçeve, biblo, çiçek her neyse  aynı şekilde, hatta milim bile oynatmadan evine uygulayan kişileri gördüm. Önce hoşuma gitti aaa benden esinlenmiş dedim :)) Ama durdurak bilmeyen çığ gibi büyüyen onu nerden aldın bunu nerden aldın soruları ile birbirinin aynısı kopyası evler türemeye başladı :)) Sadece benim değil, bu şekilde evini paylaşan kişilerin mutlaka başına gelmiştir. E nerde kaldı kendine özgünlük ve farklılık ???

Geçte olsa böyle bir gerçeğin farkına varmak beni ve bakış açımı değiştirdi. Hani dedim ya insan büyüyor zevkleri değişiyor diye. Her köşesi aksesuar dolu olan, pembe delisi Ayşenur yok artık! Eşyaların fazlalığı zamanla yormaya başladı beni. Bazen bakıyorum bunu niye almışım ki, ne gereksiz derken buluyorum kendimi... 

Artık her gördüğümü almıyorum hatta ben de olmayanı gördüğüm zaman o orada güzel diyebilme olgunluğuna eriştim. Aynısı olunca sıradanlaşacağının ve kısa bir heves olacağının bilincindeyim artık... İşte asıl huzura şimdi vardım... Evim aynı ev, eşyalarım aynı eşya değişen bir şey yok .O yüzden evimden de pek resim paylaşmıyorum ;)

Kendi özeleştirimi yaptığıma göre özellikle çeyiz hazırlığında olan genç kızlara bir kaç ufak tavsiyede bulunacağım. İnstagramda öyle çok görüyorum ki daha evlenmeden şuan ne modaysa (pembeler, çiçekler, böcekler) kıtlık varmış gibi alıp alıp kenara koyuyorlar. Kimi nişanlı kimi sözlü kiminin adayı bile yok. Çeyiz hazırlığı bizim kültürümüzün bir parçası. Aynı zamanda büyük bir bütçeye de sahip. Eğer evlilik tarihinize daha çok varsa hiç böyle alışverişlere girmeyin derim. Çünkü şuan moda olan belki bir yıl belki altı ay sonra olmayacak. Evinizi  demode olan şeylerle döşemeyi istemezsiniz sanırım. Ne yapın biliyor musunuz? Alıp kenara attığınız modası geçecek olan şeyler yerine aklınızı kullanıp para biriktirin. Evet evet sadece para biriktirin! Düğüne 3- 5 ay kala gidin en son ne geçerliyse alışverişinizi zevkle yapın ;)

Tüm bu yazdıklarım demek değil ki artık dekorasyon yazısı paylaşmayacağım ya da öneri de bulunmayacağım. Elbette devam edeceğim. Çünkü yeni ev kuracaklar, ev dekorasyonu ile ilgili fikre ihtiyacı olanlar, merak ettiği bir ürün yorumuna blogum sayesinde ulaşsın, faydalansın istiyorum. Evimde kullanıp gerçekten çok memnun kaldığım iyi ürünlerin elbette reklamını yapacağım. Bütçeye uygun akıllı alışverişi tavsiye edeceğim sizlere. Elimizde mevcut olan eşyayı tekrar kullanıma kazandırmanın yollarını göstereceğim. Az eşya ile de mutlu olmayı öğreneceğiz beraber ;) 

Benden size küçük bir tavsiye gerçekten bir şeye ihtiyacınız varsa alın. Unutmayın zevkler geçici en önemlisi hayat geçici. Maddeye yüklediğimiz büyük meblağlar yerine sevdiklerinizi mutlu etmek varken, paha biçilemeyen hatıralar yaşamak varken ne olur tüketimin bir parçası olmayalım. Anlarımız, değerlerimiz, duygularımız bize en güzel kalıcı miras...

Sevgiler :)





6

VISSMATE ANNELER GÜNÜNÜZÜ KUTLAR


VISSMATE, TERTEMİZ HAYATLARIMIZI BİZE TİTİZLİKLE ÖĞRETEN ANNELERİMİZİN ANNELER GÜNÜ'NÜ KUTLUYOR.



Anne Demek…

Anne demek, kurulan her sofrayı şenlik havasına büründürürken, mutfakta bulaşık yıkadığı için o sofraya oturamamaktır. Çocuğuna bembeyaz giydirdiği elbiseyi yarım saat sonra lekeli gördüğünde kıyamadığı için kızamamaktır. Sohbetin en güzel yerinde, yağmur yağdığı için çamaşırlara koşmaktır. Anne demek, çocuğu mikrop kapmasın diye yerleri defalarca silmek, içine sinmediği için aynı yeri durmadan tekrar tekrar temizlemektir. Bulaşıktan, çamaşırdan, evi toplamaktan vakit bulamadığı için kuaförün yolunu unutmaktır. Çocukları hasta olmasın diye elinden geleni yapmak, mutfağı, banyoyu temizlerken çamaşır suyunu su gibi kullanmaktır. Anne demek, dışarıya çıktığı zaman kendine bir şeyler almayıp çocukları için her şeyi almaktır. Çocuğu oyun oynarken kirlenmesin diye sürekli çantasında ıslak mendil taşımaktır. Zorluklarla mücadele etmek, her şeye rağmen çocukları için çalışmak ve  çabalamaktır. Anne demek, kahramanlığı yeniden yazmaktır.

Anneliğin ne demek olduğunu çok iyi bilen Vissmate, annelerin titizliğinde geliştirdiği yoğun kıvamlı çamaşır suları ile her evi baştan aşağıya koruma altına alırken %100 hijyen sağlar. Özel geliştirilmiş güçlü formülü ile tüm lekelere anında etki eder ve tek hareketle en zorlu kirleri bile söküp atar. Temizliğe yeni bir boyut kazandıran Vissmate, hijyenik bir ev ortamı yaratarak çocuğunuzu ve sevdiklerini de koruma altına alır, annelerde rahat bir nefes alır.

Vissmate olarak, yorulmak bilmeyen, bizi bizden çok düşünen annelerimizin Anneler Gününü kutlarız.


0
 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.