PORLAND İLE 5 ÇAYINDA BULUŞTUK


Geçtiğimiz hafta Mutfak ve Tatlar Selma hanımın daveti ile Vialand da bulunan Porland Mağazasına beş çayına davetliydim. Dışarısının buz gibi havasına inat içeride muhteşem sıcak ve samimi bir ortam vardı. Özenle hazırlanmış masa ve ikramlıklar ile içimiz daha da ısındı. 


Fotoğrafta gördüğünüz rüya gibi bu masa da 'Forest Collection' serisi ile hazırlanmış üzerinde geyik, ayı, sincap ve baykuş desenlerinin bulunuğu tabaklar favorim oldu.


Yeni yıl temalı uzun bir masa etrafında, samimi bir ortamda geçen etkinlikte, Porland Kurumsal İletişim Yöneticisi Esen Karatekin marka hikâyesini anlatırken, Designer İlksen Şenol 2017 masa üstü trendleri ve Porland’ın yeni sezon koleksiyonları hakkında bilgi verdi. Porland’ın ev araç gereçleri ile tekstil ürünler markası Porland Style Ürün Müdürü Aylin Çoruh tarafından markanın her geçen gün zenginleşen ürün kategorileri aktarıldı ve toplantının bir bölümünde 3 bin metrekare alanda kurulu sektörünün en büyük mağazası blog yazarları ile birlikte gezildi.


Mağazayı dolaşırken yan flüt ve akerdeon ile çalan hoş dinleti bize erken yeni yıl havasını hissettirdi.




Organizasyonun dekorasyon ve sunum hazırlığı Görsel Projeler ekibi tarafından yapıldı. Son bölümde Görsel Projeler’den Onur Güney ve İlkay Aydoğdu’nun uygulamalı olarak anlattıkları yılbaşı sofralarına ilişkin pratik bilgiler ve Porland Fabrika konseptine ilişkin mimari ve dekorasyon ayrıntıları hakkında bilgi verildi.


Vialand da bulunan bu mağazanın bence en büyük özelliği eviniz için ihtiyacınız olan her şeyi tek bir yerden alışveriş yapma imkanı veriyor olması. Özellikle çeyiz hazırlığında olanlar ve yeni ev kuracaklar mutlaka yakından görmeli burayı. 



Porland mağazasını biraz daha yakından tanıyalım...




''1976 yılında açılan ilk züccaciye mağazası ile temelleri atılan Porland, doğuşu sayılabilecek bu ilk adımdan sonra 1984 yılında özellikle Horeca kesimine yönelik masa üstü malzemeler pazarlama faaliyeti yürütür. 1980'lerin sonuna doğru üretime yönelir ve 1992 yılında % 100 yerli sermaye ile kurulur. 




Şuan 300 bin metrekare açık ve 70 bin metrekare kapalı alana sahip Bilecik tesislerinde, yılda yaklaşık 70 milyon adet üretiminin %65’ını dört ana kıtada 30’dan fazla ülkeye ihraç etmektedir. Porselen üretiminin yanı sıra portföyündeki diğer markaları; çelik ürünlerde Festino, cam ürünlerde Fiamma ve tekstil ürünler ile mutfak araç gereçlerinde Porland Style ile bin 500’ü aşkın çalışanın istihdam edildiği Türkiye’nin porselen üreticisi iki markasından biridir. 




Porland, Horeca kesimine yönelik hizmet veren 6 bölge müdürlüğü, perakendede 20’yi aşkın mağazası ve online alışveriş sitesi ile yurt dışı pazarının yanı sıra yurt içinde de önemli bir pazara sahiptir.



Porland, Türkiye'nin ilk renkli porselen üretimini yapan ve Türk Standartları Enstitüsünün 10850 kalite belgesine ilk sahip olan, ayrıca İngiliz kalite standardı olan BS 4034 belgesine sahip yerli porselen üreticisidir.''





Porland deyince akla ilk olarak porselen geliyor. Ama artık yurtdışından ithal ettiği ürünler ile ev dekorasyonunda da adından çokça söz ettireceğe benziyor. İnsan sağlığını tehdit etmeyen ürün seçimlerini titizlikle yaptıklarını ve bu konuda özenli olduklarını özellikle belirttiler.




Mağazayı gezmek için bir değil bir kaç saate ihtiyacınız olacak. O kadar çok detay var ki hepsi birbirinden harika... Mutfaktan Sofraya, Yatak Tekstilinden Banyoya, Dekorasyondan Aksesuara, Çocuk grubundan Hediyeliğe bir çok ürün grupları bir arada bulunuyor.



Bizleri bir araya toplayarak keyifle geçen bu günde buluşturan sevgili Mutfak ve Tatlar Selma hanıma ve her daim güler yüzlü Porland ekbine çok teşekkürler.


Etkinlikle ilgili diğer güzel fotoğraflarla sizi baş başa bırakıyorum :)













0

Bretz Hestia Kış Koleksiyonu





''Bazı değerler hiç değişmez...

Markanın ve atölyenin kurucusu Özcan Ata, ailede üçüncü kuşak mobilyacıdır. Ahşap Üretimi geleneğinin öncüsü batı Karadeniz'de, Rus zerafetinin karşı kıyısında doğdu. Ailenin klasik değerlerle olan güçlü bağı; İstanbul'a gelmeleri, köşklerdeki Osmanlı ve Avrupalı üreticilerin mobilya ve zanaat ürünlerini tamir etmeleri ve replikalarını üretmeleriyle yeni bir boyut kazandı. 12 yaşlarında iken Özcan Ata, dönemin mobilya üretim ve ahşap zanaat merkezi Kağıthane semtinin büyülü dünyasına kapıldı. Çalışkan Çırak, 1971 yılında kendi atölyesini kurdu; bugün dünya metropollerinde lüksün ve yüksek zanaatın sembolü olan Bretz ürünlerini ortaya çıkardı.''



Geçtiğimiz haftalarda Bretz Mobilyanın 2017 Kış Koleksiyonu daveti için Floryadaki mağazalarını ziyaret ettim. Kış sezonuna yakışır koyu renk mobilyalar iddialı ve bir o kadar cesur!





Son dönemin modası çapraz ayaklı puflara bu aralar dekorasyonda sıkça rastlar olduk. Zımba detayı ile şık ve çekici duruyor.



Bretz markası geçmişten günümüze ihtişamlı saray havasını, ürettiği özel mobilyalar ile sürdürmeye devam ediyor. İtiraf etmeliyim ki tarzım olmamasına rağmen mobilyaların el işçiliği ile özenle hazırlanmasına hayran kaldım. Osmanlı saraylarını anımsatan bu yatak Bretz'in şıklığı ve zerafetini bizlere sunuyor...


Bretz markası mobilya üretiminin yanı sıra aynı zamanda iç mimari desteği de veriyor. Türkiye'de ve yurtdışında birçok başarılı projeye imzalarını atmışlar.


Tekstil ürünlerinde çoğunlukta Art Deco etkisi vurgulanıyor.






                             

İhtişamın yerine biraz daha sadelikten hoşlanıyorsanız mobilyalarınıza eşlik edecek akik plakalardan özel olarak yapılmış bu sehpa ile evinizde şıklığı tek parçayla yakalayabilirsiniz.



Mobilya ve aksesuarları daha yakından görmeniz için Nişantaşı, Florya, Kalamış ve Kemerburgaz Fabrika mağazalarını ziyaret etmenizi öneririm.


Davet için özel olarak hazırlanmış bu şık masada birbirinden lezzetli ikramlar ile sıcak ve samimi bir ortam yaşadık. Bu güzel organizasyon için Özcan Bey ve Merve Hanıma teşekkürler...













0

EVİME USTA NEREDEN BULURUM DERDİNE SON!


İnsanoğlu hakkında bilinen ilk tarihten bu yana hayatını kolaylaştırmak adına türlü icatlar ortaya çıkarmıştır. Bunların içerisinde devrim niteliğinde olup üst düzey öneme sahip olanlar bulunmaktadır Bunlardan biri de “İnternet”tir. İnternet ağı sayesinde hayata dair bütün ihtiyaçlarınızın %80-90’ına yakınını bu ağ üzerinden gerçekleştirebiliyorsunuz. Örnek vermek gerekirse acıktığınızda yemek siparişi verebiliyorsunuz, veya istediğiniz kıyafete birkaç tık ile sahip olabiliyorsunuz. İşte bu yeniliklerin arasına oldukça önemli inovatif bir site daha eklendi: Evininustasi.com !

Evininustasi.com ; boyacıdan nakliyeciye, iç mimardan temizlikçiye bir çok sektörde branşında ''Usta'' olan kişiye ulaşabileceğiniz bir platform. Evininustasi.com sayesinde ihtiyacınız doğrultusunda talebinizi oluşturduktan sonra o branşta hizmet veren onlarca firmadan, ustadan fiyat teklifi alma imkanı yakalıyorsunuz. Aynı zamanda bu kişilerin daha önce yaptığı işleri, referanslarını inceleyebiliyor; onlar hakkında yorum ve puanlamaları görebiliyorsunuz. Bu sayede kriterlerinize uygun biriyle anlaşma imkanı yakalamış oluyorsunuz.





Evininustasi.com kendisine üye olan şirketler, ustalar için de oldukça avantajlı. Kayıtlı firmalar oturdukları yerden iş fırsatlarına anında ulaşabiliyor. Bununla beraber artık her işin teknolojiye, internete kaydığı bir ortamda böyle bir web sitesinde kendilerini tanıtarak reklam yapma imkanına erişmiş oluyorlar.

Siteyi hukuk fakültesinde okuyan iki genç kurmuş. Amaçları inovatif fikirler üreterek hem insanların hayatını kolaylaştırmak, hem de başarı merdivenlerini tırmanmak. Site sahipleri kendisini tercih eden kullanıcılarla son derece alakalı, onların ihtiyaçlarını gidermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Site şu an için genel manada İstanbul, İzmir, Ankara , Bursa’da hizmet vermesiyle birlikte, yavaş yavaş diğer şehirlerde de varlık göstereceğini söylüyor.Sitenin şu an 800’den kayıtlı firması bulunuyor, bu rakamın nitelikli olması şartıyla her geçen gün artması hedefleniyor. Bakalım ilerleyen yıllarda başarı merdivenlerini tırmanıp, alanlarında önemli sitelerden biri haline dönüşebilecekler mi? Hep birlikte göreceğiz bunu.


0

Bebek Arabası Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?



"En çok değer verdiğimiz varlıklarımız olan bebeklerimizi dışarıda dolaştırmamıza yarayan ve en az 3 yıl kullanacağımız; hem bebeğimizin
konforu hem kendi hayatımızın rahatlığını düşündüğümüzde hangi bebek
arabasının neden tercih edilmesi gerektiği, anne ve babaların bebek alışverişinde en çok zorlandığı konudur.

Öncelikle büyük tekerlekli iyi, küçük tekerlekli kötü veya hafif olanı en iyisi, ağır olanı en kötüsü gibi kavramlardan uzaklaşıp, sizin hayatınız için
en uygun bebek arabası hangisi ona karar verebilmemiz gerekiyor.



Bu duruma karar verebilmemiz için yaşadığınız şehir ve dolaştığınız çevre, oturduğunuz yer ve arabanızın olup olmaması(varsa bagaj durumu) önemlidir.



Yaşadığınız Şehir ve Dolaştığınız Çevreye Göre Bebek Arabanızı Seçmek :



Bu durum bebek arabanızın tekerlek boyutuna karar verebilmenizi sağlar.



·         Doğa sever, hafta sonları orman yürüyüşleri trekking gibi aktiviteleri seven bir aile iseniz size sadece arka değil ön tekerlekleri de büyük ve güçlü bir bebek arabası lazım.



·         Metropol bir şehirde yaşıyor iseniz ve daha çok Avm lerde dolaşıyorsanız, sizin için küçük tekerlekli az yer kaplayan bebek arabası lazım.



·         Şehirde her yeri dolaşıyor, caddeler de parklarda dolaşan, deniz kenarı ve piknik alanlarına gitmeyi seven bir aile iseniz, arka tekeri büyük ön tekeri küçük bebek arabası tercih etmelisiniz. Kaldırımlarda ve engebeli alanlarda bebek arabanızı her zaman arka teker üzerinde indirip kaldırırsınız; bebek arabasının arka teker çapı ne kadar büyük olursa o
kadar daha az güç harcayıp bebek arabasını indirip kaldırabilir ve o kadarda bebeğinizi daha az sarsarsınız.



Oturduğunuz Eve Göre Bebek Arabanızı Seçmek :



Oturduğunuz ev bebek arabası seçiminde önemli bir kriterdir. Ev in konumu,durumu, yapısı hepsi bebeğiniz ve onun araba seçimini ilgilendiren konulardır.



·         Asansörsüz bir apartmanda üst katlarda oturuyorsanız ve bebekarabanızı her gün eve çıkartmak zorundaysanız, sizin için en önemli bebek
arabası özelliği ağırlıktır. Bu şartlarda size hafif bir bebek arabasıdışında bir model önermiyoruz.



·       Asansörlü bir apartmanda üst katlarda oturuyorsanız, dikkat etmeniz gereken konu asansöre kadar merdiven bulunuyor mu ve asansörünüz
bebek arabanız sığabilecek kadar geniş mi? Bu durumlarda ki cevaplarınıza göre yine küçük teker büyük teker tercihi yapmalısınız.



·         Müstakil girişli ve bahçeli evlerde ise taşıma ve asansör problemi bulunmadığı için büyük tekerlekli konforlu bebek arabasını kullanmanızı  hem
sizin hem de bebeğinizin konforu için öneriyoruz.


Otomobiliniz Var Mı ?



Bebek arabası seçerken eşinizin otomobil sahibi olması, sizin otomobil sahibi olmanız; bu otomobillerin tarzı, yine etken konulardandır.



·         Otomobiliniz yoksa ve daha çok bebeğinizle dolaşırken başka semt ve bölgelere gidecekseniz, toplu taşıma araçlarında ve taksilerde size
yardımcı olabilmesi için kolay katlanan ve katlandığında az yer kaplayan bir bebek arabası tercih etmelisiniz. Eğer bulunduğunuz bölgede sabit dolaşıyor hiçbir şeye binmeden here yere ulaşabiliyorsanız bu sizin için geçerli
olmayan bir konu olur.



·         Eşinizde otomobil var fakat sizde bulunmuyorsa; Hafta içi toplu taşıma veya taksi kullanmadan istediğiniz yerlere gidebiliyorsanız, eşinizin
otomobilinin bagajına göre bebek arabanızı seçmenizi öneririz. Fakat budurum çok büyük etken değildir, çünkü eşinizin otomobili ile muhtemelen sadece hafta sonu dolaşabileceksiniz. Sadece Hafta sonları komple bagajın bebeğinize ait olması bir problem yaratacağını düşünmüyorum.



·         Siz bir otomobile sahipseniz ve günlük işlerinizde ve dolaşmalarınızda bebeğinizle otomobile binmek zorunda iseniz, bagaj durumunuz bebek arabası seçiminde önemlidir. Bagajınız büyükse tüm modellere
bakabilirsiniz, fakat otomobilinizin bagajı çok küçükse katlandığında az yer kaplayan bebek arabası tercih etmeniz önemlidir.



·         Otomobilinizin bulunup bulunmaması  aynı zamanda travel sistem denilen anakucaklı bebek arabası mı ? Portbebeli bebek arabası mı ? yoksa
tek bebek arabası mı  almanız gerektiği için de önemli bir etken.



Yukarıda ki durumları  marka ve modelden bağımsız değerlendirdikten sonra size uygun bebek arabası tarzına karar vermiş olacaksınız. Bu tarz a göre
kalitesine, görünüşüne veya rengine göre marka ve model seçebilirsiniz, fakat yukarıda ki maddeleri düşünmeden sadece rengine ve tarzına bakarak
aldığınız bir bebek arabasından memnun kalamayacaksınız.



Bize yaşadığınız şehir ve daha çok dolaştığınız yerleri ? Oturduğunuz evin kaçıncı katta bulunduğunu ? Otomobilinizin bulunup bulunmadığını söylerseniz
size uygun bebek arabasını ve oto koltuğunu önerebiliriz.



Anakucağı ve oto koltuğuna bebek arabanıza karar verdikten sonra geçmemiz
gerekecek."

Bebek Arabası alırken kafamdaki tüm soru işaretlerine cevap veren ve beni aydınlatan Operaistanbul a çok teşekkürler. Bu bilgiler ışığında miniğinizin ve sizin rahat edecegi bir bebek arabası seçmeniz dileğiyle...


0

BİR GÜNDE KISA ÜSKÜDAR TURU

Bayramların en güzel yanı bir İstanbullu (doğma büyüme değil la toplasan şunun şurasında
20 ay oldu ) olarak tatilcilerin şehirden gitmesi. Ohh ya ne de güzel oldu şehir püfür püfür de esiyor valla. Keşke hiç dönmeseler gittikleri yeri de işgal etseler ve orada kalsalar tıpkı İstanbul'u ettikleri gibi. Buradan beni okuyan tatilci varsa nolur dönmeyin kalın oralarda  bak nolur :(

Bayram dedik çoluk çocuk tombalak gelir dedik ama nerde hanımla oturduk evde ne gelen var ne de giden ramazan davulcusu bile gelmedi ya la hiçbir çocuk da gelmedi ya. Şimdiki çocuklara değil de şeker toplamaya gelen çocukları öldüren tecavüz eden zihniyet oldukça bundan sonra da çocukları göremeyeceğiz gibi :/

Kent Reklamındaki yaşlı teyze ile amcaya dönünce hadi bari biz gezelim hazır tatilciler de dönmemişken dedik atladık arabaya 15 dakikada Beylerbeyi sarayına vardık.




Beylerbeyi sarayı Boğazdaki en ilginç yapılardan biri. Ne ararsan var Fransız ve Osmanlı mimarisinin birleşimi. Hani şu öldürülen meşhur padişah Sultan Abdülaziz tarafında 1865 yılında yaptırılmış. 2.Abdülhamidin de son dönemlerde kaldığı bir saray aynı zamanda. 6 büyük salon ve 24 odası mevcut. Fakat biraz ilgisiz ve bakımsız .İçerisi eski kokuyor dedemin evi gibiydi yani. Bu arada saraya giriş tam iseniz 10 öğrenci iseniz 5 lira. Öğrenciler hadi iyisiniz yine :) Gezi rehber eşliğinde ve foto yasak..


Sarayın bahçesinde bir de cafe bölümü mevcut. Boğazın muhteşem atmosferini hissetmek isterseniz mutlaka oturup bu mekanda dinlenmek de fayda var. Zira boğazın o muhteşem klimatolojik esintisini çok rahat hissedebiliyorsunuz.


Cafe dedik ama aynı zamanda küçük bir restoran sadece içecekler yok yiyecekler de mevcut. Çay 3,5 lira, kahvaltı tabağı 23 lira, serpme kahvaltı kişi başı 33 lira. İşletmecisi Bülent Bey de müşterisiyle oldukça ilgili biri.



Sarayın bahçesi oldukça büyük.



Boğaziçi köprüsünün hemen dibinde olduğu için köprü manzarası da buraya romantik bir ambiyans katmış. Malumunuz Sultan Abdülaziz de tıpkı ben gibi bir deniz aşığıydı (:


Sarayın bahçesinde bir de maymun çıkmaz ağacı mevcut. Hakikaten çıkamıyorlar çünkü kaktüs gibi her yeri diken diken :) Dünyada genelde Şili bölgesinde görülen bu ağaç türü aynı zamanda en eski ağaçlardan biri.


Sarayın ardından renkli evleri ve çeşit çeşit villalarıyla meşhur Kuzguncuk'a geçiyoruz.


  Kuzguncuk gerek manzarası gerek sessizliği gerek de insanlarının kalitesiyle eski İstanbul havasını kaybetmemiş Üsküdar'a bağlı şirin bir semt.


2000 li yıllara damgasını vuran Ekmek Teknesi de yine bu semtte çekilmiş öyle değil mi lan Jale?:)


Sokaklar evlerle iç içe... Kedilerin hiçbirisi sizi görünce kaçmıyor aksine yanınıza gelip kendilerini sevdiriyor. Medeniyetin yansımaları işte:) 



Kuzguncuk'un ara sokakları aynı Zamanda çeşit çeşit renk renk evleri de içeriyor.Burası fotoğrafçıların uğrak yeri. Bu arada unutmadan çok fazla yokuş da mevcut Kuzguncukta, gezerken ona göre spor ayakkabılarınızla gitmeyi unutmayın.

Sonuç olarak İstanbul'da gezilecek birçok yer içersinde boğaz manzarasını ve atmosferini derinden hissetmek istiyorsanız lan şu suriyelilerden biraz kaçayım biraz medeniyet göreyim diyorsanız Kuzguncuk boğazı, evleri, sokak kedileri ve güleryüzlü insanlarıyla sizi bekliyor:)

Veni vidi vici:) gittim gördüm beğendim :)


1

BAYRAMA ÖZEL BÜZGÜLÜ GÜL TATLISI


Hanımlaaar! Gelin gelin bayram temizliği telaşınıza bir de tatlı telaşı eklemeye ne dersinizz!
Aaaa yoksa siz hazır mı alıyorsunuz cık cık cık!!! çok ayıp, hanım dediğin hamurunu açar tatlısını kendi yapar ;) Bunu söyleyen de sanki hepsini tam takır yapıyor zannedecek. Tamam canım işimize geliyor hazır almak uğraşmamak. Ama ne yalan söyleyeyim ben evde yapılan o kıyır kıyır bayram tatlılarını çok özledim be!

Pasta, börek, tatlı hamur işi yapanların önünde saygı ile eğiliyorum ve bence tek başına bir sanat dalı.
Yapamadığım için o kadar çok özeniyorum ki yapanlarıda takdir ediyorum! 
Hani şu lise de 'gel kızım nasıl yaptığıma bak, öğren bir şeyler' diyen annesine 'aman anne yeaa ne gerek var hazır alırız ' diye söylenen kız işte o benim (: 
Yaaa sonra canın hamile hamile ister işte böyle...

Neyse kendimi ele vermeden ve bu konuda ki yeteneksizliğimi daha fazla dile getirmeden ancak resimlerine bakıp iç geçirdiğim ve yapmanızı şiddetle tavsiye ettiğim bir bayram tatlısı tarifi vereceğim. Önce enerjisine sonra tariflerine hayran kaldığım Mutfak ve Tatlar blogununun sahibi sevgili Selma hanıma ait.

Bazı tatlıları servis ederken tepsiden kesmesi zor olur, altı yapışır, tam alacakken kenarları tepsi de kalır ya işte bu tatlı onlardan değil! 
Tek hamlede bozulmadan kolayca servis edilen muhteşem bir tatlı.

O zaman gelelim tarife:


          MALZEMELER:
·         2 adet yumurta
·         1 su bardağı süt
·         yarım su bardağı sıvı yağ
·         2 yemek kaşığı sirke
·         1 yemek kaşığı limon suyu
·         yarım çay kaşığı tuz
·         yarım paket kabartma tozu
·         alabildiği kadar un
        AÇMAK İÇİN:
·         yarım kilo buğday nişastası
         ARASI İÇİN :
·         yarım kilo dövülmüş ceviz
        ÜZERİ İÇİN:
·         250 gr eritilmiş, süzülmüş tereyağ
         ŞERBETİ İÇİN:
·         6 su bardağı su
·         5 su bardağı şeker
·         yarım limon suyu

YAPILIŞI:
Bir tencereye şeker, su ve limonu alın, (Ne çok koyu ne de sıvı )kıvamında bir şerbet kaynatın ve soğumaya bırakın.


  ·         Hamur malzemelerini alabildiğince elenmiş un ile kulak memesi kıvamında yoğurup, ele yapışmayan bir hamur hazırlayın.
·         Hamurun üzerini nemli bir bez ile örtüp, 15- 20 dakika dinlendirin.
·         Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezelere ayırıp,10 dakika daha dinlendirin.


·         Her bezeyi nişasta ile servis tabağı büyüklüğünde incecik açın.( Bu aşamada yufkanın üzerine cevizi bolca da serpebilirsiniz).


·         Hamuru dört bir yandan ortaya doğru iterek,


 yonca şekli verin.


·  Bolca dövülmüş ceviz serpin .


·         Kenar kısımlarını karşılıklı ortaya doğru katlayın 




  ·         Ek yeri altta kalacak şekilde tereyağı ile yağlanmış tepsiye aralıklarla dizin.

 ·         Üzerine eritilmiş ve süzülmüş sıcak tereyağından birer yemek kaşığı kadar dökün. (Tereyağını sürmezseniz üzerinde tortular kalır ve yanar. Bu da hoş bir görüntü olmaz).


·         Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.


·        Fırından çıkan tatlının  ilk sıcaklığı çıktığında üzerine soğuk şerbeti dökün       
  Bir kaç saat şerbetin çekmesini bekleyin.



İşte bu kadar! 
Hadi bakalım yapan olursa bana da bir tabakcık ayırıversin :))
Şimdiden Afiyet Olsun!




0
 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.