YEMEK MASANI YENİLEMEK İSTER MİSİN ?


Yeni ev kurarken bayıla bayıla aldığımız eşyalar...
 Ne kadar pahalı da olsa, ucuz da olsa, hatta ve hatta sağlam da olsa yıllar sonra o duyguya mahkum olur ! Sıkıldım, değiştirmek istiyorum...


Maddi durumun iyi olur iki sene de bir mobilya değiştirirsin belki. Ama gel gör ki herkes için geçerli olmayan bu durum karşısında elindekini değerlendirme formülü girer devreye!
Biraz araştırma sonucunda sıkıldığın mobilyaları atmadan değiştirmenin bir çok yolunu bulabilirsin.


Bu yazımızda yemek masası ya da orta sehpasından sıkılanlar için yapılabilecek bir yöntem var. Resimlerin altında kaynaklarına ulaşabilirsiniz. Özellikle ingilizce arama yaparak siz de bir çok örnek bulabilirsiniz.


Resimlerden de anlaşılacağı üzere güzel ve farklı bir fikir. Mevcut masa ya da sehpanızın bacak kısımlarını dilediğiniz renge boyayabilir hatta biraz eskitme çalışabilirsiniz. Üst kısmına ise gördüğünüz gibi şerit tahtaları yapıştırıyorsunuz. Tüm bu işlemleri kendiniz yapabileceğiniz gibi bir ustaya bu resmi göstererek yaptırabilirsiniz.

Eğer kendiniz yapmak isterseniz size bir kaç önerim var. Masa ahşap olduğu için üzerinde vernik varsa önce güzel bir zımpara yapıp sonra boyamanızı tavsiye ederim. Ama yok zımpara zor iş derseniz, boya kapatıcı astar sürerek sonra boya işlemini yapabilirsiniz. Zemin koyu, siz açık renk boyamak istiyorsanız bir kaç kat boyamanız gerekir. Üzerinde ki tahta ya da kalas parçalarını kereste fabrikasından bulabilir ya da bu işle uğraşan birilerini bularak yardım isteyebilirsiniz.

Masa üzerine tahta parçalarını ağaç tutkalı ya da belli noktalardan çiviler ile sabitleyin.



Yukarıda ki örnekte ise cam üzerine uygulanmış hali var. Metal, ferforje tarzı masalara da bu uygulama yapılabilir.



 Masa üzerinde ki tahtalar özellikle eskimiş tarzda olursa çok daha güzel olur. Bulmak zor olabilir ama bununda çözümü var. Yeni tahta parçalarına eskitme tarzda boya yaparak bu görünüm elde edilebilir. Bu yöntemi bilmiyorsanız dekoratif ahşap boyama atölyelerinde öğrenebilir ya da yaptırabilirsiniz.



Bu beyaz sehpa IKEA da satılan klasik orta sehpa desem inanır mısınız? Evet evet ta kendisi :)
Yapılan uygulama ile sanki çok pahalı bir yurt dışı mağazasından alınmış gibi durmuyor mu ?




İşin içine tahta parçaları girince tarzda illa ki country oluyor. 
Kendi country sehpanızı yapmaya ne dersiniz ? 

Sloganımız:
Atmıyoruz, yeniliyoruz !




2

KUZEY EGE TURU 2. GÜN BOZCAADA

Vızzz..zzzzzz..zzzzz...
Nasıl da tanıdınız değil mi :) Uzun yaz akşamlarının uzaklardan gelen okey taş toplama sesiyle beraber vazgeçilmez ikinci sesini : Sivrisineklerrrrr! :) 
Kültür turlarında ucuz otel geleneğini kim çıkardıysa bu ses hayatının fon sesi olur inşallah. Tur boyunca  kaldığımız otelin meğersem  sivrisinek partisi varmış. Hem de adres olarak bizim odamızı göstermişler. E partiye icabet etmesek olmaz biz de katılalım dedik . Fakat bir süre sonra parti kana bulandı bizzat tarafımdan :) Bilanço ağır 28 sivrisinek ölü, bir çift uykusuz kaldı... Biri bana gerçekten şu sivrisineklerin doğaya nasıl bir katkısı olduğunu açıklayabilir mi ?


Kaldığımız otel Altınoluk'un en yüksek yıldızlısı yani üç! Aman siz siz olun bu taraflara gelirseniz sakın Altınoluk ta konaklamayın. Çünkü bölge de sivrisinek sorunu var. Otel yetkililerine bunu ilettiğinizde burası böyle yapacak bir şey yok cevabı alabilirsiniz canlar.



Ehöemm eheem.... 
Neyse dönelim turumuza. 2.gün kahvaltıdan sonra orda bir Ada var yakında gitmesek de kalmasak da o Ada Lozandan bize kalma; Bozcaada ya doğru yola çıktık. 1 saatlik otobüs yolculuğunda sonra Eyvah Eyvah film serisiyle ünlenen Geyikli iskelesinde bulduk kendimizi. Buradan saat başı hareket eden feribotlara binip Bozcaadaya doğru hareket ettik. İdo feribotlarının soğuk ortamı ve resmiyeti yerini, herkesin birbiriyle Trakya Dili ve Edebiyatıyla konuştuğu  atmosfere dönüştü :)



Feribot yolculuğu 40 dakika kadar sürdü. Sıkılmamak için mutlaka feribottaki seyyar satıcılarla diyalog kurun. Gerçekten Eyvah Eyvah filminin setinde gibi hissedeceksiniz. Adaya indiğimizde küçük bir liman ve balıkçı barınağıyla karşılaşıyorsunuz. 



Biraz içeri girdiğinizde de çarşısı sizi selamlıyor. Gerçekten çok iç açıcı ve ferahlatıcı dükkanlar mevcut. Ayrı ayrı  tasarımlara sahip dükkanlarıyla Alaçatıyı andırıyor. Ama Alaçatı kadar kazık mekanlar yok :) 




Ha bu arada Ada ekmeği meşhurmuş canolar biz aldık siz sakın almayın... 
1 tane ekmek neye göre kime göre meşhur olan dükkan da 15 lira... Niye? Çünkü sosyal medyada ve  İstanbul'un sosyetik mekanlarında şişirip şişirip cebimize doğru patlatıyorlar.
Halbuki sokak arasında beyaz yemenili köylü teyzem aynı ekmeğin daha büyüğünü 5 liraya satıyor. Satıyor da alan yok...
 Bizde sosyeteye kanıp aldık işte. Kendimi şımartayım dedim...o değilde 15 lira bir ekmeğe verdiğimi annem duysa evlatlıktan atar beni. Üzüntüden bazen geceleri uykum kaçıyor. Halen bitmedi... İsteyen olursa 5 liraya vereceğim söz. Acımı hafifletin nolur:)



Bizim için kısa zaman dilimde her kafadan bir ses çıkıyor; Ada da nereye gitmeli, ne yemeli, ne içmeli? Meydan da bulunan Çınaraltı kahvesinde kahve içip yanında varla yok arası bir boyutta olan ev yapımı kurabiyeden yiyorsunuz. Çiğnemenize gerek yok o kadar küçük ki bir lokma da mideye iniveriyor.



Sonrasında Adanın taşlı sokaklarında fotoğraf turuna çıkıp insan trafiği yapmazsanız olmaz!
Her kapı, pencere önünde fotoğraf çeken birileri var. Hatta öyle ki bazı kapılarda kuyruk bile var. 
Biz yaptık mı tabi ki yaptık! :)



Kalabalık da olsa, sıra bekleseniz de nedense ayrı bir havası var buranın. Turumuz da en güzel anlar burada geçti diyebiliriz. 



Ahşap ve taş evler birleşerek tipik Osmanlı mimarisine örnek olmuş. Arada birkaç entelektüel bilgi vereyim de kültürlenelim :) Fakat, eskiden Rumlara ait bir Ada olduğu için Osmanlı-Rum mimarisi de iç içe geçmiş durumda. Ortaya karışık bir tarz doğmuş ...




Bu mekan da tok satıcı arkadaşlar:) Şaka şaka hep açık... 
Komik olsun diye böyle yazmışlar. Üşenmedim oturdum 1 saat gözlem yaptım :)



Çarşı turundan sonra dünyaca ünlü Ayazma plajına doğru minibüslerle yola çıktık. 15 dakika süren yolculuktan sonra Ayazma plajına vardık. Nesi meşhur la işte sıradan bir deniz ve plaj gibi görünebilir. Ama suya girdiğimde nefes borum, akciğerlerim varmış ya la ! Sanırım hayattayım ve yaşıyorum diye bağırıyorsunuz:) Su çoookkbbrrrrrrrrrr...
Cümleyi bile tamamlayamadım. Anladınız siz ne demek istediğimi... Arkadaşlar denize montla girin benden size tavsiye. Zira su çok soğuk...gerçekten soğuk ... valla soğuk bak... Neyse 1 saat kadar suyun içinde donduktan sonra suya alışıyorsunuz ama sakın çıkmayın güneşlenmeye. Ya da çıkarsanız da bir daha girmeyin... 
Ya da girin la girin anlayacaksınız zaten ne demek istediğimi girince :) 
Ya hazır aklıma gelmişken su o kadar soğuk ki inanın plajın yarısı hiç girmedi denize :)




Neyse adadan son dönüş feribotu saat 20.00 de. Yani yetiştin yetiştin, yetişemezsen artık mültecilerle beraber banklarda parklarda yatarsın. Zira otellerin doluluk oranı oldukça yüksek. Ada yeni yeni popülerleşiyor. Buradan size sesleniyorum ey İstanbullular! Ne olur Alaçatıya çevirmeyin bu güzelim Bozcaadayı da...


Edit: Neden edit yaptım çünkü içeriği zengin gösteriyor:)
Gezi Yazısı Sorumlusu bendeniz Savaş Tekin, zaten bir kişi bu konuda yazıyor o da benim kurumsal hava katayım dedim :)
nys mşglm snrm bye:)






0

KARACA HOME YENİ SEZONDA NELER VAR ?


Biz dekorasyon severler için mevsimler bahane olsa da, evlerimizde de yenilik yapma vakti geliyor demektir. Yaz mevsimini çok seviyor olmam; sonbahar bitince kışın ardından yazın geleceğini bildiğimdendir. Güzel olan mevsimi anda yaşamaktır...


Biz de bu güzel mevsime hoş geldin demek için Karaca Home  Sonbahar- Kış sezonu lansmanında bir araya toplandık. Her sezon farklı konseptler ile karşımıza çıkan Karaca Home; bu kez dört farklı yaşam sitili ile karşımıza çıkıyor. Güncel-Modern, Klasik, Geleneksel ve Country tarzlarında koleksiyonlardan oluşuyor.


Koleksiyonlar farklı da olsa özünde Karaca Home gelenekselliği bulunuyor.


Bordonun hiç eskimeyen asilliği ancak böyle yorumlanabilirdi. 
Benimde en beğendiğim takımlardan biri oldu.


 Hiç durmadan, sessiz yağan karlı gecelerde bu yatakta mışıl mışıl uyumanın hayali bile güzel!


Danteller, çiçekler ve çizgili kumaşlar; country tarzını en güzel haliyle yansıtmış.


Pembe ve romantik desenlerden vazgeçemiyorum derseniz, bu sezonda size göre bir şeyler var elbette.





Ayrıca özel bir koleksiyon daha var bu sezon. Biraz etnik biraz bohem tarza hitap eden bu desenler oldukça farklı.


Bebek ve genç gruplarında da her sezon yeni desenler, yeni renkler var.


Karaca Home ve Tog Vakfı ''Çantamda Gelecek Var'' sosyal sorumluluk projesi ile güzel bir işbirliği yapmış. Bizim çok beğendiğimiz nevresimler, yastıklar dikilirken; artan kumaşları değerlendirmek amacıyla yastık kılıfından biraz küçük boyutta (40x50 cm) çantalar dikilmiş. 4,99 tl den satışa sunulan bu çantaların tüm geliri Toplum Gönüllüleri Vakfı' na bağışlanmaktadır. Mağazalarda bu çantalardan bulabileceğiniz gibi online olarakta sipariş verebilirsiniz.



Karaca Home Kurumsal İletişim Müdürü sevgili Gamze hanım markaya dair detaylar ve yeni sezonda ki yeniliklerden söz etti. Bunlardan birisi de Ekim ayın da Beylikdüzü' nde Outlet mağaza açacakları haberiydi.

 
Yeni sezon ürünleri için Karaca Home sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Bu güzel gün için teşekkür eder, mutlu günler dilerim...



1
 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.