DEKORASYONDA ÇİNİ MODASI


Aslında Türk tarihinde önemli bir yeri olan Çini desenleri ve ürünleri yüzyıllardır hayatımızda var. 
Ama tabi moda denen şey canı ne zaman isterse ancak o zaman sunuyor bunu size.
Bir bakıyoruz ki geçmiş modernize olmuş ve günümüzde ki yeni haliyle sergiliyor bize kendini.

Kütahya da 5 yıl görev yapmış biri olarak itiraf etmeliyim ki bulunduğum sürece nefret ettim çini ve türevlerini görmekten. Her yerde karşına çıkıyor ve sevmediğin şey sana hediye gelince daha bir hüsrana uğruyorsun. Hatta öyle ki gelen misafirlerimiz giderken hediye aldıklarından ne kadar saçma bile demişliğim var.



Gel gelelim şuan o sözlerimi bir güzel yutuyorum :))
İşte moda denen şey önümüze sundu bunu ve benim çok hoşuma gitmeye başladı. 
Evimin bir köşesini çini yaparsam şaşırmayın şimdiden uyarıyorum ! :)



O zamanlar aslında benim sevmediğim belki sürekli görüyor olmamdı. Bir de sürekli aynı desenler ve renklerin kullanılması olabilir.Yıllardır hiç bir şekilde tarzını değiştirmeyen çini dükkanları....
Şimdi ki çini modası öyle değil işte! Beni cezbeden de bu oldu zaten...



Ana temanız yine çini ama bu sefer renk ve desenlerde özgürsünüz!
İşte ben buna yenilik derim!
O sıradan olan çini deseni yerine özgür bir şekilde farklı desenleri, farklı renkleri bir arada kullanmak tarz bir görüntü sunuyor.



Butik kafelerin ya da mağazaların girişinde eğer böyle bir karo kaplaması varsa, tamda orada tepeden ayak fotoğrafını çekip instagrama koyuyorsun. Eee sonra gelsin like lar :)))
O derece moda yani...



Bu arada bu yeni moda çinileri sadece banyo duvar kaplamasında kullanmak zorunda değilsin tabi ki. İster yer kaplaması, ister mutfak tezgah arkası duvarı, istersen de antre girişinde bir duvarı boydan boya kaplayabilirsin.



Eğer simetri takıntın varsa tek renk ve desen de olan bir seçim yapmalısın. 
Yoksa baktıkça senin için eziyet olur.





Tezgah arkası uygulama da bu kadar şık durmasın da ahşap tezgahında payı var. 
Birbirine gerçekten çok yakışmış!


Eğer uzun bir koridora sahipsen yer kaplamasını bu şekilde tercih edebilirsin. Ama unutmaman gereken bir ipucu vereceğim sana.  Duvar rengini beyaz seçersen emin olan evinin en gözde köşesi burası olacak!



Mor tutkunları bunu çok sevecek. Altın kaplama eski tarz armatür ile eski yıllara kısa bir yolculuğa çıkıyor insan. Ne dersiniz?





Mavi tonlar ise deniz ve yaz tutkunlarına birebir. Hem de country tarza bile uyuyor. 
Aynı desende kullanılan aksesuarlar ile uyum yakalanmış. 


Eğer bu tür bir dekorasyon değişikliği yapmayı düşünürseniz. Burada ki görsellere çok benzemese de geçenlerde biraz benzerlerini Koçtaş ve Bahuhaus yapı marketlerin de gördüm. Fiyatları hatırlamıyorum ama.



Ama alternatif olarak masrafı azaltacak başka yöntemler de var tabi. Duvar kağıdında bu desenler tam olarak çıkmadığı için yapıştırılabilir folyoları önerebilirim. Ne desen isterseniz sizin için özel olarak baskı yapıyorlar. Ölçülerinize göre fiyatlar değişiyor. Ama 25 lira dan başladığını söyleyebilirim. Derz aralarını belli etmeyen kaplamalarda ise fiyat artıyor. 





Bu aralarda benim de banyoya böyle bir yenilik yapma fikrim var. Ama tabii ev sahibini ikna etme durumları var. Aslında öncesinde Sevgili blog dostum sahildeki evin yaptığı seramik boyama işlemini yapacaktım. Hatta eşimle Bauhaus gidip boya alırken orada ki görevli bizi caydırdı. Bu işlemin çokta sağlıklı olmayacağını ve kötü görünümlü olacağını söyledi. Aslında kararımdan hiç bir şekilde vazgeçmezdim ama ev sahibinin, benim eski seramiklerime ne yaptınız demesinden korktum. 



Ev sahibine teklif edeceğiz bakalım seramikleri biz alalım siz kaplayın diye. Kabul eder mi hiç bir fikrim yok. Ama çok istiyorum onu biliyorum! Hayır yani ne var sanki yaptırsa kendi evi yenilenmiş olacak. Daha tarz bir banyosu olacak. Ama işte nerede benim derdimi anlayan bir ev sahibi kesin ne gerek var diyecek :( Neyse siz bana dua edin de kabul etsin :) Ben de size buradan öncesi&sonrası yayını yapayım ;)



2

KAVANOZDAN AVİZE YAPIMI


Bildiğiniz kavanoz işte. Hani şu annelerimizin dolap içinde yıllarca sakladığı zamanı geldiğinde konserve yaptığı (aynısını ben de yapıyorum ne var yani:)) cam kavanozlar var ya pazarda 1 liraya satılıyor işte ondan canım. 

Ama yok ben üzerinde yazılı olandan istiyorum dersen ya yurt dışında ki akrabadan istersin ya da yabancı markaların ülkemize getirdiklerine bir ton para verip alırsın. Seçim senin ;)


Ama sen gel beni dinle al eline pazar arabanı şööyle akşam serinliğinde çık pazara. Hem tazecik meyve sebze alırsın hem de benim gibi domates sosu yapmak için kavanoz alırsın :)) Bu ara domateslerle biraz fazla içli dışlı oldum aklım fikrim ocakta pişen sosta ee ne yapayım :)


Neyse konumuzu fazla dağıtmadan gelelim asıl meseleye. Eskiden yüzüne bile bakmadığımız kavanozlar şimdilerde pek bir moda oldu. Aman sakın atmayın derim! Mutfakta, banyoda, yatak odasında, duvarda, tavanda her bir yerde çokça kullanılır oldu. 


Ahh şu pinterestin gözünü seveyim fikir deryası ne ararsan var. Adamlar düşünmüş yapmış. Bize de paylaşmak düşer. Şunu da söylemeden geçemeceğim bugün instagramda satılan bir çok ''Ben buldum, benim tasarımım, sadece biz de'' denilen ürünlerin çoğu aslında zaten pinterestte yurt dışında yapılmış olan şeyler. Öyle şeyler var ki koskoca yurtdışı markası Türkiye de şube bile açmaya tenezzül etmezken, sen kalk onun desenini kullan. Valla büyük cesaret! Pinterestti bilmeyen insanlar da aaa ne güzel deyip alıyorlar. Yani kısa zaman da günlük kazanç piyasası. Sonra bir bakıyorum hepsi bir bir sessizce ortadan kaybomuş...


Ben bunları hem kendime hem de sizlere fikir vermesi için paylaşıyorum. Başkalarının fikirlerini çalıp, kazanç haline getirenleri de etik bulmuyorum.


Biraz hayal gücü ile emin olun yapılamayacak şey yok. Yeter ki onu yürekten istemek ve inanmak gerek. Malzemeler çok basit kavanoz, elektrik duyu, biraz tahta biraz ip bu kadar basit işte...


Hangi formda kullanacağın, asıp asmaman  sana kalmış. Doğal olanı kullanmayı eğer sende benim gibi seviyorsan, ahşap tahta parçası ile bakın ne de güzel şeyler ortaya çıkmış.


Yukarıda ki model yatak yanlarına ya da geniş bir banyonuz varsa ayna yanlarına çok güzel olur.


Bu tarz bir model ise tabi ki yemek masasının üzerine çok yakışır. 
Hadi bakalım şimdiden kolay gelsin ;)



0

KUZEY EGE TURU 1. GÜN AYVALIK- CUNDA ADASI

Toplanın millet şöyle yamacıma size anlatacaklarım var :) Biraz daha yakınıma hah tamam şimdi oldu! Ramazan Bayramında  -hani şu şekerli olanı- kent reklamlarındaki gibi bir aile saadeti yaşamayalım da  gidelim çılgınlar gibi gezelim heyyo yeah falan dedik bir an gaza geldik ve Kuzey EGE turuna katıldık. Fiyat olarak bayram tarifesi de dahil 409 lira. Arefe akşamı bindik otobüse . Sabah gözlerimi açtığımda Kaz dağlarının eteklerindeydik.




Kahvaltı için erken bir saat olsa da cimri pinti görünmeyelim diye sabah 6 da kahvaltı için güzel bir mekana oturduk. Fakat kahvaltı mekanın doğasına aykırı bir şekilde lezzetsizdi. Çaylar da soğuktu. 20 lira ödedik:/ Bunun dehşetiyle uyandım :)



Bu arada araya kedi resmi de koyalım da ne kadar da sanatsal bi fotoğrafçıyım imajı yaratayım dedim :)




Kahvaltıdan sonra gerçi sabah mahmurluğundan ne yediğimi de hatırlamıyorum ya ... Ayvalık'a doğru yola çıktık. Resimde de gördüğünüz gibi eskiden hep buralar bağ idi bahçe idi ayvalık idi...:)



Ayvalık gerçekten de etkileyici manzaraları olan güzel bir tatil beldesi. Tek olumsuz yanı rüzgarı. Sizi olduğunuz yerden savurabiliyor.



Yukarıdaki manzarada Norveçi anımsatıyor. Ben de hiç gitmedim la siz gibi bilmiyorum (:

 Güneşin batışının en güzel izlendiği yerlerden biri olan Şeytan Sofrasındayız.



Ayvalık deyince evde yemek yapmayanlar,öğrenciler ,fast foodçular iyi bilir akla hemen tostu geliyor. Evet adamlar haklıymış Ayvalık Tostu gerçekten 10 numara tost . Ekmeğinden malzemesine her şey lezzetli.Tatmadan geçmeyin (buraya reklam verebilirsiniz:)



Tekne turları  adam başı 40 lira yemek dahil.  Saat 12 gibi çıkıp akşam 6  gibi geliyorsunuz.
Fakat rüzgara dikkat..




Daha sonra ekiple beraber Ayvalık merkez turuna çıkıyoruz. Eskiden rumların kilise olarak kullandığı birçok yapı 1920 deki mübadelelerden sonra gelen Türklerle camiye dönüştürülmüş durumda.




Kilisenin resimleri kapatılmış ve minber kısmı eklenerek cami yapılmış.Gerçekten ortaya androjen bir ibadet merkezi çıkmış. 




Ayvalıktan ayrılıyor ve Cunda Adasına ( Alibey mahallesi) doğru hareket ediyoruz. Adı ada olmasına rağmen kendilerine kara yoluyla ulaşıyoruz. Bu arada Ayvalık ta öyle çok gezilecek yerler yok bir numarası yok yani. Ada daha güzel ;)





Burada kendine özgü tarzları ile küçük butikler ilgimizi çekiyor.



Her sokak arasında burada poz vermezsen, fotoğraf çekmezsen olmaz dedirten dekorlar bulunuyor. Haliyle fotoğraf çelmek için kuyruk bile oluyor...



Çarşı aynı zamanda bir köy pazarını da andırıyor.





Butik oteller ise burada daha fazla vakit geçirmek isteyenler için tercih edilebilir. Oteller yine Rum mimarisinden kalma tarihi evler. 




 Ardından Türkiye'nin en büyük koleksiyoneri olan Rahmi KOÇ'un Oyuncak Müzesine doğru yola çıktık. Zenginlik böyle bir şey olsa gerek ne bulursa toplamış adam :)



İlk arabalardan modern arabalara traktörlerden itfaiye arabalarına çocukluğumuzdan beri gördüğümüz her türlü oyuncağı görmek mümkün müzede. 






 Yazın mahalle aralarında hepimizin küfür ettiği geceleri büyük bir gürültüyle giden mobilet bisikletler bile vardı. Sanırım Rahmi KOÇ ta sesten rahatsızdı, parası neyse verim bir daha dolaşma dedi ve alıp müzeye koydu :)





Müzenin bulunduğu bina yine tarihi bir kilise.



Organik morganik anlamam pek bu işlerden ama bu işin de bi piyasası oluştu .Organik diye bizi mi yiyorlar acaba diye düşünüyorum ara ara. Almadım çok pahalıydı :)






Öğlenin kavurucu sıcağında taşlı sokaklarda eğri büğrü yürümek nasıl zevkliydi anlatamam (!)




Adanın merkezinde gezdikten sonra deniz kenarında oturup dinlenebileceğiniz mekanlar bulunuyor.



Buraya gelir gelmez midyeci görünce hemen atladık kaç tane yedik hatırlamıyorum. Ardından üstüne adanın meşhur dondurması ile bir güzel serinledik. Doyduk mu tabi ki de hayır :) Buzlu badem satan amca dan bademleri aldık bir güzel yedik. Çocuklar gibi şendik :) Tatilciyiz biz tatilci ! Yine olsa yine yaparız (:


Çarşıyı gezerken deniz ürünleri hediyeleri satan dükkan da ilginç ürünler bulmak mümkün. Mesela üstteki balonlu diken balığı gibi :)



Vee nasıl bitti dediğimiz günün sonunda biz otelimize doğru yola çıktık...
Devamında 'Görmeden ölürsen yaşadın sayma' dedikleri Bozcaada yazımız var.
Bekleriz efendim...

2
 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.