360 İSTANBUL SUADA CLUB


Geçtiğimiz haftalarda Tarçın Events kurucusu sevgili Fatma Samsa Yılmaz'ın daveti ile İstanbul'un en nadide yerlerinden biri olan Galatasaray Adasına akşam yemeğine davetliydik. Neler yedik neler içtik yazmadan önce benim de bilmediğim öğrenince şaşırdığım ada hakkında bilgiler vereceğim size.

Tarih Sahnesinde Önemli Bir Oyuncu; Suada Club- GALATASARAY ADASI

Kuruçeşme semtinde, kıyıdan 165 metre açıkta birkaç büyük kayadan oluşan ada, Osmalı padişahı Sultan Abdülaziz tarafından 1872 yılında Saray Baş Mimarı Serkis Kalfa'ya hediye edilmiştir. Serkis Kalfa, bu adanın üstüne üç katlı bir köşk inşa ederek buraya taşınmıştır. Dünyaca ünlü ressam Ayvazovski, 1874 yılında Sultan Abdülaziz'in davetlisi olarak Kuruçeşme Adasın'da Serkis Kalfa'nın misafiri olmuş ve Padişah'la tanıştırılmıştır. Ayvazovski, Sultan Abdülaziz tarafından Dolmabahçe sarayı için sipariş edilen tabloları bu adada yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ada Serkis beyin varisleri tarafından 'Şirket-i Hayriye Vapur İşletmesi'ne kiraya verilmiştir ve uzun yıllar kömür deposu olarak kullanılmıştır. Sultan Abdülaziz'in ölümünden sonra, 2. Abdülhamit devrinde de saray baş mimarlığını sürdüren Serkis Kalfa (1875-1899)  ölümüne kadar adada yaşamıştır. Bu yüzden Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar buraya 'Serkis Beyin Adası' denirdi. Zamanın ' Cennet Köşesi' olarak da bilinen ada, 1957 yılında Galatasaray Spor Kulübü tarafından satın alınarak sosyal tesis yapılmıştır.



Eğer bu bilgiyi okumadan gitseydim oraya, bir çoğumuz gibi sonradan yapılmış yapay bir ada olarak zannetmeye devam edecektim. Ada içerisinde; Suda Kebap, Aslan Restaurant, Mezzaluna, G Balık, Itsumi, bizim de yemeğe davetli olduğumuz 360 İstanbul olmak üzere 6 restaurant bulunuyor. Ayrıca içerisinde deniz suyu olan kocaman bir yüzme havuzu var. Davet, etkinlik ve düğün gibi organizasyonlar için oluşturulmuş bölümler var.

Kuruçeşme de bulunan bu adaya ulaşmak için, adaya ait ücretsiz tekneler ile 45 sn gibi kısa bir süre de karşıya geçtik. Adaya adım attıktan sonra bizi görevliler restauranta yönlendirdiler. Bize ayrılan bölüme gitmeden önce muhteşem manzarayı durup bir süre izledik. Bir yanda boğaz köprüsü bir yanda yalılar, serin esen bir rüzgar ve denizin pürüzsüz güzelliği...

Size tavsiyem hava kararmadan yaklaşık 1 saat önce gidin ki doyasıya fotoğraf  çekin. Zira biz trafik yüzünden geç kaldığımız için aydınlık havayı 10-15 dk kadar görebildik. Yemeğe geçmeden önce Uğur bey bizler için harika kokteyller hazırlamanın sırlarını birebir anlatarak gösterdi.  Meğer ne kadar ince detayları varmış dediğim bir sunum oldu.


Yenilenmiş menüsüyle bize özel olarak yemekler hazırlanmış. 
Her birinden tadım yapmak ayrı bir keyif oldu.


BAŞLANGIÇLAR



Başlangıçta yediğimiz salatalar açıkça benim damak tadıma çok uymadı. Bu tarz değişik lezzet ve sunumların yeme alışkanlığı ile alakalı olduğunu düşünüyorum.

ANA YEMEKLER


Ana yemeklerin her biri birbirinden iddalı yemekler olduğunu söyleyebilirim. Ama benim en sevdiğim ve geceye damgasını vuran yemek aşağıda resimde gördüğünüz ' Zeytin Dumanlı Dana Kaburga' oldu. Sunum şekli ve lezzeti için ne desem az kalır.


Bu sene '' Ben Bu Sanatı Yerim'' sloganıyla düzenlenen Food-Art festivalinde, 22 restoranın şefi arasınsa düzenlenen yarışmaya katılan Şef Erdem Kahraman, ''Zeytin Dumanlı Dana Kaburga, Pancar Kofi, Yeşil Zeytin Risotto'' yemeğiyle birinci olmuş.

TATLILAR



En sevdiğim favori tatlı ' Çikolatadan Ölüm ve Katmer' oldu.

Bu güzel ve özel mekanda yemek yemenin bedeli biraz fazla. Tabiki diğer restaurantlar ile kıyaslamak olmaz. Gitmeden önce kendinizi ona göre ayarlayın derim :) Birde yemek yediğimiz bölümde masalarda ışık çok az olduğu için tabakta neler olduğunu zor seçtim valla. Fotoğraf çekmekte başarısız oldu haliyle. Benimle bu fotoğrafları paylaşan sevgili Limonlu Kek ' e ayrıca teşekkürler ;)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.