ŞEHİRDEN KAÇIŞ: ATATÜRK ARBORETUMU, BELGRAD ORMANI


Selaaaaam...Yine ben...hani şu off çok uzun yazıyor özet geçsene diye okumadığınız...
Yine geldim ama bu sefer özet geçicem...

Cuma gecesi oluşan mutluluğum gece  23 de yakın arkadaşlardan birinin telefon açmasıyla son buldu.Yarın sabah hazırlanın Kuzeye (bkz.Game of thrones)gidiyoruz.Kuzey de ne var abi dediğimde sorgulama hazırlan sadece cevabını alıyorum .Oldum olası böylesine özgüvenli konuşan insanlara karşı kötü adamlar tarafından kandırılan Yeşilçam kızlarına dönüşüyorum.Tamam diyorum ne istersen vereceğim diyorum yeter ki böyle konuşmaya devam et...yok yok konu bu değil şimdi.öhömm sabah  hazırlanıp çıkıyoruz.Neden sabah erken ee tabiki de "Burası İstanbul burda her şey gerçek" ne zaman bu kalıbı duysam ya kazıklanıyorum ya da kandırılıyorum ...Size tavsiyem bu özdeyişi duyunca Şener Şen gibi ortamdan koşarak uzaklaşın... 

        
Sürpriz yer Belgrad Ormanlarıymış. Yeşilçam filmlerinde kötü adamların tüm emellerini gerçekleştirdikleri yer.Erol Taş tarafından kaçırılan Sezercik gibi götürülürken bir anda ortamın doğallından nutkum tutulmadı değil.Adeta Karadenizin olağanüstü ormanlarında dolaşır gibiydik.

İlk dikkat çeken yerlerden biri  Atatürk Arboretumu...Arboretum ne yaa dediğinizi duyar gibiyim sizi cahiller hadi çaktırmıyor gibi yapmayın. Ben de orada öğrendim zaten çok cahiliz keşke ölsek:) Ağaç parkı ya da botanik bahçesi anlamına geliyor anlamı.İsmi çok havalı ama yaa:) Çocuğuma bu ismi mi koysam:)

İsmi kadar bilet fiyatları da iddialı.hafta içi tam 5 hafta sonu 10 lira...Kapıdaki orman bekçisi bıyıklı abiye, abi biz öğrenciyiz yaa ayağı yapsak da yemedi ve 10 lira aldı kişi başı..Ha bu arada 80 lerdeki devlet memurlarına benziyordu çok sert ve kaba birisi...İndirim yapmadığından değil ya gerçekten nasıl konuşacağını bilmiyor. İçeriye yiyecek ve içecek sokmamak uyarısını bağırarak söyledi zira.






Kapıdan girer girmez çiçek motifli fışkıye dikkat çekiyor. Fışkıyeyi kimse kırmamış merak etmeyin:)





  Hemen sağ tarafında ise gerçekten manzara  kartpostallarından çıkma bir tabloda gibi hissediyorsunuz. Sonbaharda gölün kenarında dökülmüş yapraklarla oturmak gerçekten ilginç bir deneyim olur. Bilginize...


      Ayrıca gölün sahipleri de var. Uyuşuk kaplumbağalar,suyun üstünde süzülen korkak ördekler ve güzellikleriyle etkileyen kuğular...

    
Yürürken ormanda saklanmış küçük beyaz evler karşınıza çıkıyor...



13,5 hektar üzerine kurulu bu yerde 7.000 farklı bitki türü varmış...tek tek saymadım bilmiyorum :)



Gerçekten daha önce görmediğim  birçok bitki ve ağaç vardı.
Bunların özelliklerini de bilmiyorum, bilenleri de her zaman ağzım açık dinliyorum nedense..





Gölün içerisinde kökleri olan ağaçlar sel sonrası manzaraları hatırlatıyor...





Atatürk Arboretamundan çıkınca Belgrad Ormanlarının ana giriş kapısına kadar yürüyoruz Lost dizisinde yiyecek arayan karakterler gibi...Ardından resimde gördüğünüz köpek adeta bize doğal bir rehber gibi eşlik ediyor.




Belgrad Ormanları araçla gelenler için ücretli İspark buraya da el atmış...
Ayrıca isminin neden Belgrad olduğunu bir tarihçi olarak size bilgi açıklayayım .
Bi saniye fularımı takıyorum.. Heh tamam ...

Kanuni döneminde Sırbistan seferinden dönen Belgradlılar buraya yerleşip Belgrad köyünü kurmuş. İstanbulun suyu zamanında buradan karşılanıyormuş. Köyde yaşam olduğu için suyu zamanla kirlenmiş ve İstanbulu bu durum etkilemiş. Önlem için köy buradan taşınmış ve ismi de bu köyden miras kalmış...




Bisikletle gelmek için birebir bir yer.Zira tam olarak rahatça gezebilirsiniz.



Hadi iyisiniz mangal yakılacak yerler de var.. 
Tabi eğer yer bulabilirseniz..ee ne de olsa burası istanbul..





Burası da her müze ve ören yerinde olduğu gibi girişi yasak olan yeri ormanın. Çok büyük bir su bendi var . Bizans döneminde kalma bu bent artık tarihi bir kalıntı. Zamanında İstanbulun suyu işte tam da buradan karşılanıyormuş.





Sonuç olarak İstanbul un kalabalığından, vıcık vıcıklığından, trafiğinden, beton griliğinden uzaklaşmak istiyorsanız mutlaka gidilmesi gereken yerlerinden... 
Ne de olsa ''Burası İstanbul'' değil :)

Edi ile büdü : Devam yazısı Rumeli Fenerin de buluşalım ;)

Sadece Savaş :)


4 yorum:

  1. güzel resimler yakalamışsınız bende ikisine de gittim çok güzel yerler kafa dinlemelik mutlaka tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen insana bir huzur dinginlik geliyor... Tekrar tekrar gidilesi yerlerden biri...

      Sil
  2. İlahi Ayşenur:)) Ben özetini değil yazılarının tamamına çok seviyorum, bak şıp diye sonuna geldim :) Sen boşver, daha çok yaz.. Ayrıca belgrad eşimle benim enn sevdiğimiz mekanlardan :) sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım gezi yazılarını artık eşim yazıyor :) Ona kalsa yazı bu kadar kısa olmamalıymış mış mış :)) Baskılarım sonucu kısalltı ama keyifli yazıyor tabi ki ! Beğenmene çok sevindim ;) Öpüyorum çok...

      Sil

 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.