KIBRIS' DA SICAK VE BİR O KADAR DA İDDİALI EV TURU 2. BÖLÜM


Merakla beklenen güzel yorumlar yaptığınız 

yazı dizimizin ikinci bölümünden herkese merhaba !
Bu yazının sonunda sürpriz ev sahibini açıklıyorum :)


''Sıra geldi tüm kadınların hayali olan giyinme odasına. Aslında ne yalan söyleyeyim benim hayalimde giyinme odası yerine akvaryum odası vardı. Her zaman farklı bir çocuktum ama bazen farklı olmak insanı yalnızlaştırıyor. Büyüdükçe sıradanlaşıyoruz... Bende her sıradan kadın gibi çantaya, ayakkabıya, giyime, kuşama ayrı bir yer veriyorum. Bu odayı internette bulduğum İtalyan bir tasarımcının fotoğrafına göre yaptırdım. Ama sonuç tam bir hayal kırıklığıydı. Fotoğrafla oda arasında dağlar kadar fark vardi. Ama ben yılmadım her şeyi tek tek değiştirdim. Dolap ve çekmece kulplarını kelebekli ve çiçekli pembe yaptım. Cam ayakkabı raflarını; babet- topuklu- platform topuklu diye tek tek ölçerek matkapla delip yaptım. İnsanin kendi elinin değdiği çok daha değerli oluyor. Zaten giyinme odası kendini çantalarla, ayakkabılarla gösteriyor. ''













Bu güzel giyinme odası aklımızın bir köşesinde kalıp misafir odasına doğru geçiyoruz...


''Daha önce söylediğim gibi evin her odasının farklı olması gerektiğini düşünüyorum. Misafir odamda da kırmızı konsept oluşturdum. Birde çok sevdiklerim geldiği için ask koksun istedim. Misafir banyom ise yine tamamen evde yokken bahçeden bir kısım içeri alınarak oluşturuldu ve mobilya tasarımı bana ait. Renk ise tam hayal ettiğim gibi oldu. Küçük ama sıcak bir banyo içinde duşakabin de var. Misafirlerim kendini çok rahat hissediyor.''







Bir kaç resimde de farketmişsinizdir bu evde yaşayan iki minnoş var biraz daha yakından tanıyalım onları :)

''Onlar evimin en değerlileri en vazgeçilmezleri... Allah onlara uzun ömür versin.
İki erkek kardeşler ve 1,5 yaşındalar. Evdeki, gurbetteki yalnızlığıma benimle beraber ortak oluyorlar, iyi ki varlar... Bensiz kalamazlar odama almasam ağlarlar. Onları çok seviyorum! Onlarsız bir ev düşünemiyorum :) ''










Bu güzel minnoşların bile yaşam alanları çok şık sizce de öyle değil mi :) 

Hepiniz bu güzel evin sahibini merak ettiniz biliyorum.
 Bende sizi tanıştırmak için sabırsızlanıyorum. Çünkü ülkemiz adına çok başarılı bir iş kadınını sizlerle tanıştırmaktan dolayı çok mutluyum!

''OKYANUS FATİHİ ALEV KAPTAN'' 


Küçük yaşlardan beri hayalini kurduğu mesleğin peşinden giden ve 20 yaşında gemi kaptanı olan Aybike Alev Yanar, 7 yılda 10 kez ekvatoru geçti. Devasa konteyner gemilerini de kullanan ve 7 buçuk ay hiç karaya ayak basmadan yolculuk eden güzel kaptan, "Ben ustayım diyen erkek kaptandan daha iyi gemi yanaştırırım" diyor.

Küçük yaşta okuduğu Jules Verne"in "Denizler altında 20 bin fersah" kitabının kahramanı Kaptan Nemo"ya özenerek "Ben gemi kaptanı olacağım" diyen Aybike Alev Yanar, hayaline 20 yaşında kavuştu. Ailesinde hiç denizci olmamasına rağmen daha 7 yaşındayken evlerindeki küçük bir odayı akvaryumlarla ve deniz kabuklarıyla süsleyip denizlere açılacağı günün özlemini duyan Yanar, liseyi bitirir bitirmez kaptanlık eğitimine burslu başladı. Yedi senelik denizcilik hayatında 10 kez ekvatoru geçen Aybike Kaptan, her yılın 8-9 ayını da denizde geçirdi. Lüks yatlardan dev konteyner gemilerine kadar onlarca farklı deniz taşıtını kullanan Yanar, denizdeki pek çok macerayı ve mesleğin kadınlar için zorluklarını bizzat yaşadı. 
Erkek kaptanlara çok ders verdiğim oldu 
Erkeklerin gözünde, denizde kadın kimliği taşımanın zor olduğunu belirten Yanar, "Erkek kaptanların denizde kadın kaptanlara karşı tepkisi çok zıt. 
Tıpkı trafikte araba kullanan kadınlara olduğu gibi... Bize önyargıyla bakıyorlar ve güçsüz kollarımızla o devasa gemileri yürütemeyeceğimizi sanıyorlar. 
Nasıl ki kötü park edilmiş bir araba görüldüğünde ""kesin kadın şoför"" denir. 
Bizim meslek de aynı böyle. Ama 7 yıllık meslek hayatımda erkek kaptanlara çok ders verdiğim olmuştur. En usta erkek kaptandan daha iyi gemi yanaştırırım" diyor. 
Bir çok erkek kaptanın dayanamadığı yoğunlukta ve ağır tempoda çalıştığını belirten Yanar, "Büyük bir konteyner gemisinden hiç inmeden 7 buçuk ay çalıştım. 
Hatta bir keresinde Ukrayna"ya giderken fırtınaya yaklandım.
 Gemi 25 derece yan yatıyordu; ayakta duramıyordum. Çok ağladım, çok dua ettim. 
Ancak bütün bu zorlukların üstesinden geldim. İnsan zamanla her şeye alışıyor” diyor ve kadın kaptan olmanın ve bu mesleği hakkıyla yapmanın zor olduğunu belirtiyor.




Herkes oyun oynarken ben ağlıyordum

Mesleğe başlamasının hemen ardından Atatürk"ün yatı Savarona"da çalıştığını belirten Aybike Yanar, "Savarona ile ilgili bir kitap okuduğumda 10 yaşındaydım ve 21 yaşında Savarona’da çalışmak kısmet oldu... Başlarda aylarca deniz üzerinde yolculuk etmek zor geldi. Gemide yapabilecek her şey o kadar kısıtlı ki... Gemide herkes erkek olduğu için birbirleriyle vakit geçirmeleri kolay. Boş vakitlerinde okey ve playstation oynuyorlar. Limanlarda erkek erkeğe barlara gidebiliyorlar. Bense işim biter bitmez kamarama çekilip kitap okuyordum. Yalnızlık çektiğim ve ağladığım çok olmuştur."

 

Bu güzel, başarılı ve zevkli ev sahibini sizlere tanıtmaktan oldukça mutlu oldum.
Buradan Aybike hanıma bu güzel fotoğrafları benim canım okuyucularımla paylaştığı için ayrıca teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum...






2 yorum:

  1. Ne güzel, o kadar erkekle çalışıp, daha çok erkeklere yakıştırılan bir iş yaptığı halde, kadın zerafetinden hiç bir şey kaybetmemiş, kadınsı bir ev döşemekten geri durmamış..Gurur duydum, maşallah, güle güle otursun..

    YanıtlaSil
  2. Siz birde Kıbrıs'da otelini görseniz 👍😊

    YanıtlaSil

 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.