EGE AKDENİZ TURU 2

BODRUM'A DA GİTTİK BERABER :)

Yazımın ikinci bölümü olan Bodrum'a gidemeyenler için üzülmeyin diyorum çünkü ben size Bodrum'u getiriyorum :) Ayrıca bu yazımda sizler için aralara küçük notlar serpiştirdim.

Turumuzun ilk gününde Bafa gölünden ayrıldıktan sonra yaklaşık bir buçuk saatlik bir yolculuğun ardından  dağ yamaçlarından inerken işte sizi böyle bir manzara karşılıyor.


Merak ediyorsunuz Bodrumun o meşhur beyaz evleri nerede diye. İlk önce görünce ben de aradım. Ama Bodrum öyle bir konum da ki deniz kıyısında kıvrımlı yollardan gittikçe bambaşka manzaralar sizi karşılıyor. Yani şu görmüş olduğunuz tepenin ardı bembeyaz evlerle dolu. Biraz daha gittikçe yine sadece orman ve deniz görüyorsunuz. Yerleşim yerleri dağınık olarak denize bakan yamaçlarda kurulmuş.

'Bodrum sadece Türkiye de değil dünyada da turizm açısından bilinen bir ilçedir.'


'Bembeyaz evlerin, mavi kapıların görsel şenliği bir yana aslında hepsinin çok mantıklı birer sebebi var. Beyaz renk o sıcak havalarda evin daha serin olmasını sağlıyor hatta . Bodrum evleri üç tipe ayrılıyor. Musandıralı, Kule Tipi ve Sakız Tipi. Ama en çok Sakız Tipi evlere rastlanıyor.
Gördüğünüz gibi evler birbirlerinin engellemeyecek şekilde ve manzarayı kesmeden en fazla 3 katlı olarak inşa ediliyor.


Mavi kapılar ise tamamen akrepler için... Akrep mavi rengi ateş olarak algıladığı için evlere giremiyor. Bodrum sokaklarında begonviller olmazsa olmazlardan. Evler zaten güzel birde pembe begonviller olunca seyre doyum olmuyor.


Kim istemez ki böyle bir pencereden sokakta oynayan çocuklara bakmayı...
 Hayaller, düşler kurmak serbest ....


'Bodrum Kalesi bugün dünyanın en büyük 2. Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.'

Merkeze indiğinizde Bodrum Kalesi size selam veriyor. Bizim tur programımıza dahil olmadığı için ne yazık ki gezemedik. Başka bir zaman mutlaka gezmeyi düşünüyorum.



Bodrum Yat Limanın da bizi bekleyen teknemizle;  Akvaryum Koyu, Karaada, Camel Beach, Bağla Beach, Kızlar Koyu, Haremten Koyu na doğru gitmek için açılıyoruz.



O kadar çok fotoğraf var ki hangisi hangi koya ait olduğunu şimdi hatırlayamıyorum. Ama gezdiğimiz tekne turlarında en güzel deniz rengine Bodrum Koyları sahipti. Mavinin her rengiyle ve temizliği ile beni benden aldı.


Meşhur ayak pozunu vermezsem olmaz :) 
Burası yine durduğumuz koylardan birisi. Koylarda yüzmek için yaklaşık yarım saat kırk beş dakika bir süremiz oluyordu. Bu arada Bodrum'un denizi biraz soğuk olmasından dolayı insanı kendine getirmek için yetiyor.


Bodrumun Meşhur Camel Beach (Deve Plajı)  plajına yaklaşırken.


Plajda bulunan tüm şezlong ve şemsiyeler ücretli.


Bu plaj da gerçekten develer var ve belli bir ücret karşılığında develer sizi sahil boyunca gezdiriyor.10 TL Hava gerçekten çok sıcaktı sanırım develerde biraz bunalmışa benziyor.



Camel Beach'ten ayrılırken gördüğüm bu manzara beni biraz üzdü. Bodrum merkezde yer kalmadığı için ve insanlar ev yapmak için ormanları yok ediyor desem yalan olmaz. Nereye baksam ormanlar bir bir yok oluyor ve içlerinde yerleşim yeri oluşuyor. Bu gözle görülebilir şekilde ortada.

 Bodrum son yılların gözde tatil merkezlerinden biri olmasında dolayı neredeyse tüm İstanbul Bodrum2da desem yeridir. Muğla plakalı araç görmedim diyebilirim. Her yerde 34 plakalar vardı ve rehberimizin de söylediği üzere Bodrum artık bu kalabalığı kaldıramıyor. Çünkü durduğumuz her ışıkta kilometrelerce araç kuyruğu vardı. İstanbul trafiği resmen Bodrum'da da vardı.


Bodrum da eğlence ve gece hayatı sadece sokak ta değil denizde de son hız devam ediyor. Bu görmüş olduğunuz bir gece kulübü. Ayrıca limanlarda bir sürü lüks yat ve tekne görebilirsiniz.


Bodrum'a giderseniz mutlaka tekne turu yapmadan gelmeyin derim. İçinde saklı güzellikleri görmelisiniz.


Bu fotoğrafta daha net gözüküyor yerleşim yerleri ormanın içlerine doğru genişliyor.


Otobüsle giderken lüks yazlıklara şöyle bir göz ucuyla baktık :) Bodrum'da neredeyse küçük büyük fark etmiyor tüm evlerin kendine ait bir havuzu bulunuyor. Yani küçücük de olsa bir havuz yapmışlar mutlaka.


Bodrum'un gündüz olduğu gibi gece hayatı da oldukça hareketli. Yolda yürürken yanımızdan geçen içinde dansçıların dans ettiği bir tanıtım aracı. Bu arada bu gece kulübünün adı Halikarnas. 

'Bodrumun antik çağda ki adı Halikarnassos dur. Türkçe Halikarnas olarak okunmuştur.'

Evet gelelim artık Bodrum da bulunan benim dikkatimi çeken dükkanlar ve sokaklar...


İsminden de anlaşılacağı üzere bu dükkan da hediyelik olarak yok yok... Çok güzel hediyelik eşyalar vardı ama fiyatlar bana yüksek geldi. Ben zaten sadece baktım fikir aldım çünkü başka planlarım var :)

 Burada gördüğünüz tüm ürünler çoğunlukla 20 liradan başlıyor ve 20 liradan aşağı hiç güzel bir şey yok diyebilirim.



Bodrumun temsili değirmenler. Boy boy , renk renk balkonlara bahçelere çok yakışıyor. En küçük boyu 15 lira dan başlıyor.



Bu süs kabakları çok güzel neredeyse her dükkanda satılıyor. Gece olunca tüm sokakları süslüyor. Boylarına ve işçiliğine göre fiyatları değişiyor. 20 liradan başlıyor fiyatları.,


Hayallerdeki gibi mavi beyaz pencereli taş ev. Kim bilir zamanında kimler oturdu bu evde. Ama şimdilerde dükkan olmuş iş ticarete dönmüş....


Saat kaç olursa olsun sokaklar canlı ve cıvıl cıvıl.


İlginç figürler ve maskeler


Rengarenk antika arabalar ve bileklikler


Kara kalem portre çalışması yapan ressam.


Karikatür, yağlı boya, kara kalem ve daha bir sürü teknikle resim yapan sanatçılar oldukça dikkat çekiyor.


Yöresel hediyelikler satan bir mağaza.


İnsanın gözlerini açan ve iştahla içeri davet eden bir fırın



Tur boyunca gezdiğim sahil beldelerinin çoğunda bulunan bir giyim mağazası. 
Burada her şey beyaz! En sevdiğimden :)


İçeriden müzik sesleri geliyor. Esrarengiz bir cafe bar. 


Yol üstü dinlenirken dinleyebileceğiniz iki sokak sanatçısı. Her sokak ta değişik bir eğlence var burada.


Muhteşem bir fikir! Burası bir ayakkabı mağazası ve vitrini süsleyen bu su kabağından yapılmış lamba oldukça dikkat çekici. Yakına gidip baktığımda dışı kanaviçe bir örtü ile kaplanmış ve uçlarında iğne oyası var. Evimin bir köşesinde bunu kullanabilirim. Size de fikir olabilir...


Yine çoğu dükkanda bulunan gerçek deniz süngerleri. Bunlar iki şekilde kullanıyor. Birisi dekoratif olarak diğeri ise duşta lif olarak kullanılıyor. Elinize aldığınızda oldukça sert olan bu deniz süngerleri suya girince çiçek gibi açılıyor ve çok güzel bir görüntü çıkıyor ortaya. Fiyatlarına gelince sahibine soruyorsunuz boyutuna şekline bakıyor size ona göre bir fiyat söylüyor. Belli bir fiyatı yok yani. Ama en küçük boyu 20 liradan başlıyor diyebilirim.

Biliyorum biraz uzun oldu ama emin olun bir çok yeri atladım bile diyebilirim. Bodrum anlatmakla bitmez, görmeden olmaz. Gidene bağımlılık yapıyor bir daha gitmek istiyor. Tur programında olduğumuz ve her gün farklı bir yerde olmamız gerektiği için biz bile daha bir çok yerini göremedik diyebilirim.

Bu arada gün boyunca diğer arkadaşlarla güzel diyaloglar oluştu ve hemen kaynaştık. Sohbetlerimizi kahkahalarıyla neşelendiren bizi güldüren sevgili Esra dan bahsetmeden  geçemeyeceğim. Kendisi gibi yüreği de tertemiz olan Esra her ortama uyum sağlamasıyla ve herkesle kurduğu sohbetlerde çok canı yakındı. İlerleyen günlerde Esra'nın beni gülme krizlerine sokacağını bilmeden eğlenmeye devam ediyordum :) Ayrıca Tur sonunda ayrılırken bizi uyumayıp beklediği için ona çooook teşekkürler ;) Seni tanıdığıma çok mutluyum!

Bir sonraki yazım Bodrum'un gürültü ve kalabalığının aksine sakin bir sahil beldesi olan Akyaka'dayız.

Mutlu ve huzurlu haftalar dilerim...


2

EGE AKDENİZ TURU 1

ŞİRİNCE KÖYÜ- BAFA GÖLÜ

Tüm sene boyunca çalışıp bütün yılın stresini atmak için okul kapanır kapanmaz eşimle tatil planları yapmaya başladık.  İkimizinde gönlünde sahil kenarlarını  dolaşmak vardı. Şöyle arabamıza atlayıp her gün bir yerde konaklamak ve yeni yerler keşfetmek istiyorduk. Rotamızı Ege- Akdeniz olarak planladık. Düşünmesi ve hayal etmesi çok güzeldi ama bazı sorular vardı kafamızda. Uzun yol olacağı için araba kullanmaktan yorulup kaliteli ve dolu zaman geçirebilir miyiz, gittiğimiz yerde en iyi nerede kalırız, mutlaka gidilip görülmesi gereken yerleri bulabilir miyiz, yemek sorun olur mu diye düşünürken internette araştırma yapmaya karar verdik.  Araştırma yaparken karşımıza hep tur programları çıktı. Biraz daha detaylı inceleyince tatile turla gitmek bizim için daha mantıklı oldu. 

Öncelikle doğru bir karar verdiğimizi kesinlikle belirtmek isterim. Sadece valizimizi alıp otobüse atladık. Araba kullanıp yorulma derdi yok, bilmediğimiz yerlere bizi götüren anlatan bilgilendiren bir rehberimiz var. Kaldığımız otelleri sadece 4-5 saatlik uyku için kullandığımız için hiç sorun olmadı. Yemekler idare ederdi sonuçta doyduk mu doyduk :) 

Tur programında kaldığımız oteller yarım pansiyon olduğu için öğle yemekleri ekstraydı. Öğle yemeklerini teknede yedik ve standart menü vardı. Yemekler çok iyi değildi ama insan aç olduktan sonra gözü hiç bir şeyi görmüyor. Turla ilgili görüşlerimi ,eleştirilerimi ve tavsiyelerimi yazılarımın ilerleyen bölümlerinde sizlere aktaracağım. 

 Resimlerle anlatmaya devam haydi benimle gelin ...

1.GÜN




Turumuzun ilk gününe Şirince köyünde muhteşem serpme köy kahvaltıyla başladık. Kahvaltı da yok yok...



Şirince. İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı ve selçuğa 8 km uzaklıkta tarihi mimarisi başarıyla korunmuş turistik bir köy.



Özgün adı Kırkınca' nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyetin ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince olarak resmileştirilmiştir.


Şarap, Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, şeftali, incir, elma, ceviz ve kiraz yetiştirilir. 


Buradaki halk evlerini butik pansiyon veya işletmeye çevirerek kendilerine kazanç sağlamaktadır. Yerel halkın çoğu artık orada yaşamamaktadır. Selçuk'tan iş yerlerine geliş gidiş yapmaktadırlar.


Şirince de bir butik pansiyon.


Köyün içerisine kesinlikle araç sokulmuyor. Köyün girişinde araçla gelen misafirler araçlarını otoparklara bırakıyor ve yürüyerek köyü dolaşabiliyorlar.


Köy içinde harap durumda olan iki Rum kilisesi bulunmaktadır.


Kilisenin bahçesinde bulunan köy manzaralı bir cafe.

Şirince den sonra otobüsümüze atladık ve rotamız Bodrumdu. Yolculuğumuz yaklaşık üç saat süreceği için mola yeri olarak Bafa gölünde durduk.


Bafa gölü ; Aydın  ve Muğla il topraklarında yer alır. Eski zamanlarda Ege Denizi' nin bir parçası olan göl Büyük Menderes'in taşıdığı alüvyonlar ile birlikte, kıyıdan kilometrelerce içeride kalmıştır. Ülkemizin önemli kuş cennetlerinden biridir.


Bence buraya göl demek biraz küçük kalıyor. Gerçekten bir deniz havası vardı. Hatta bazı kıyılarında kumsal bile vardı. O gün çok rüzgarlı olduğu için fotoğraf çekmek biraz zor oldu istediğim fotoğrafları çekemedim. 
Biz de bir çay içip kalktık.

Bu arada gezinin ilk günü olduğu için grupla kaynaşma tam olarak gerçekleşmedi. Herkes yanındakiyle takılmayı tercih etti. Ama hiç kimse bilmiyordu ilerleyen günlerde kurulacak sohbetleri, arkadaşlıkları... 
Gerçi ilk günden gruptaki arkadaşımız güler yüzlü, tatlı, konuşkan , tanısa da tanımasa da 
herkese selam veren sevgili Ayşe' miz ilk günden kendini belli etti ve içimiz ona ısınıverdi .
Bu daha başlangıç Bodrum'u merak edenler bir sonraki yazımı beklesin ;)

NOT: Burada yazdığım bilgiler rehberimiz Gülay hanımın anlatımlarından not aldıklarım ve unuttuğum yerlerde vikipedia dan alıntılardır bilginize :)




















6

TAZE TAZE GREEN GATE ÜRÜNLERİ GELDİ




Merhaba blog severler! Bol eğlenceli, gezmeli, heyecanlı daha bir sürü  anlatacağım bir tatilin ardından sizlere merhaba diyorum. Tatilden boş dönmedim tabi ki valizimde anılar, hatıralar, fotoğraflar, taşlar, ağaçlar, deniz yıldızları doldu taştı. En önemlisi de çok değerli dostluklar kurduk. Bunlar yeter de artar bize. Tatilim hakkında çok güzel yazılar ilerleyen günlerde sizleri bekliyor olacak ama biraz süre verin. Malum tatil sonrası bayanların yapması gereken işler biter mi hiç....

Neyse bu sıkıcı mevzuları geçelim. Biliyorsunuz biz blogcuların sabırsızlıkla beklediği hasret sona erdi. Artık Green Gate ürünlerine Tepe Home mağazaların da bulabileceksiniz. Bunca işimin arasında gitmezsem olmazdı. Kütahya mağazasına geleceğinden pek umudum yoktu. İçeri girer girmez sordum var deyince gözlerim parladı. Sağ olsun mağaza çalışanı bana eşlik etti. İnternette yayınlananlar kadar çok çeşit yoktu ama yine elimin biraz uzağın da green gate ürünlerini görmek beni çok mutlu etti.

Fiyatlara gelince bu markayı bilmeyenler için çok gelebilir. Ama bunun tutkunu olduktan sonra vazgeçemeyeceksiniz. Gönül isterdi ki hepsini alıp takım yapayım. Ama gerek yok diye düşündüm. Yeni evli olduğum için zaten her şeyden bol bol var gereksiz yere almak istemedim. Sadece çok beğendiklerimden bir iki tane alıp günlük kullanmayı düşündüm. Neler almışım haydi gelin bir bakalım. Fiyatlarını merak ediyorsanız okumaya devam :)


Aslında kullanmayıp sergilesem mi acaba ? Bakması bile güzel...


Mutfak Havlusu 16.50 TL
Kaşık tanesi 12.00 TL


Seramik Bardak 22.00 TL
Peçete 10.00 TL


Metal Kutu 18.00 TL
Yumurtalık Tanesi 13.00 TL
Peçete 10.00 TL


Eğer sizin de yolunuz Tepe Home mağazasına düşerse Green Gate ürünlerine bakmadan geçmeyin. Başka ürünlerde de aklım kaldı ama daha sonra...

Şimdilik bu kadar en kısa zamanda görüşmek üzere sevgiyle kalın :))))








6
 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.