KENDİN YAP 3 : T-SHIRT TASARIMI


Bu aralar nedendir bilmem sürekli üretmek , tasarlamak, yeni bir şeyler ortaya çıkarma konusunda isteklerim tavan yaptı diyebilirim. Elime neyi alsam acaba şöyle yapsam mı deyip kendimi işin başına oturmuş buluyorum. Eee birazda  el becerim olunca ortaya güzel şeyler çıkıyor ve daha mutlu oluyorum.




Uğramadan, bir göz atmadan geçemediğim mağazalardan birisi Koton. Bir şey almasam da tasarımlara, kreasyonlara mutlaka bakarım. Her mağaza da bulabileceğimiz gibi rengarenk tshirtler vardı. Toz pembe ve cam göbeği rengini görünce hemen ikisinide aldım. Bu aralar gözüm hep pastel renkler de. Bu iki tshirt aldığımda sade ve hiç bir şey yoktu üzerinde. 


Daha önce üzerindeki çiçek modeli 
beğenmediğim bir elbisemin üzerindeydi. Elbiseyi bir güzel kesip bu çiçeği oradan çıkardım. Yaklaşık bir yıl önce ve dikiş kutumda saklı duruyordu. Birden aklımda ampuller patladı ve bu tshirtle uyumlu olacağını düşündüm. Hemen elime iğne ipliği aldım ve diktim. Çok yakıştı çooooook! Görenler hazır sanıyor :)

(Çiçek daha önce bende olduğu için maliyet sadece 9.90 )

Gelelim ikinci tshirte. Tasarladığım bu tshirtin aynısı Koton mağazasında mevcut. İndirimsiz 29.90 dı fiyatı. Bana göre sadece üzerinde boncuk var diye fiyatı çok geldi. Tabi ki hemen aklıma fotoğrafını çektim. Görüldüğü gibi boncuklarla üçgen şeklinde cep yaptım. Koton da ki modelin aynısı oldu. 


( T-shirt 9.90, Boncuk 2 lira, maliyet sadece 11.90 )


Eğer sizinde el beceriniz varsa değerlendirmek için beklemeyin . 

İnanın sonunda ki mutluluk ve ben yaptım demek her şeye değer...

İki t-shirt daha yolda geliyor :))

Mutlu hafta sonları...






0

EV TURU 4 ' COUNTRY HOME '


Country' e olan aşkım gün geçtikçe 
böyle evleri görünce daha da pekişiyor ve 
bu genç yaşımda kendimi eski yaşanmış eşyaları ararken buluyorum. Geçen gün anneme bu koltukları sakın atma
 bunlar benim olacak, ileride bahçeli bir evim olursa bahçeye koyarım derken buldum.

 Country dekorasyon tarzını benimserken ister istemez yaşantımda da bu etkileri 
görmeye başladım... 

Seviyorum bu tarzı doğal olan her şey burada çünkü!

Country tarzını bu evin resimleriyle sizler için yorumluyorum. Haydi benimle gelin...


Bu oda da ilk dikkat çeken parça konsol. Konsola eskimiş görünümü verilerek  güzel bir görüntü elde edilmiş.


Perdeler açık pastel renkler ve doğal keten dokusunda.



Country nin olmazsa olmazı geniş minderli, açık renkte rahat büyük koltuklardır. Çokça yastıklar genelde çiçek desenli kullanılmakta.






Kullanılan mobilya seçimleri genellikle ahşap ve eskimiş görünümde olmalı.




Country tarzı, bahçeli villa evlere daha çok yakışmakta. Ama tabi ki apartman dairesinde de bu tarzı uygulayabiliriz.





Eskiden köylerde kullanılan terek, yani tabakları koyduğumuz raflar bu aralar çok moda. Hele içine emaye çiçekli tabaklar konulunca bir başka güzel olmuş. En kısa zamanda ben de bir tane alacağım, ilgilenenler Ikea' ya bakabilir orada satılıyor.



Country de çiçek deseni olmazsa olmaz. Koltuklarda, mobilyalarda, perdelerde, halıda...



Evin en sevdiğim benim olsun dediğim köşesi işte burası ! Eski meyve sandıkları, telli paslı sepetlerlerle kendi açık vitrininizi oluşturabilirsiniz.






Eşyalar gösterişsiz ve herkesin bulabileceği türden. Şimdi her yerde aynı mobilyalar büyük, hantal ve gereksiz yer kaplayan türden. Çocuk odasında bile mütevazilik ön planda.



Üçgen şeklinde ki bu bezlere' kiraz bayrağı ' deniliyor. Çocuk odalarının dekorasyonunda çok şirin duruyor. 


Küçük pencerelere perde bulmakta zorlanıyorsanız işte size çözüm. Küçük çiçekli bezlerle üçgen yapın işte perdeniz hazır :)



Eğer ana renginizi beyaz seçerseniz kullandığınız aksesuarları daha dikkat çekici hale getirmiş olursunuz.



Bir meyve sandığı daha. Hiç bir maliyeti olmayan rafınızı beyaza boyayarak kendiniz yapabilirsiniz.



Country de mutfak dolapları bence mutlaka beyaz olmalı. Küçük pencerenize çiçekli ya da meyveli perde kullanın. Hani derler ya ' çıtı pıtı ' diye .İşte size çıtı pıtı bir mutfak.




Yatak odası açık renkte olmalı. Yatak örtüsünde patcwork kullanmalı ve doğal dokular tercih edilmeli. Yatak başınızı eski bir kapı kullanarak kendiniz yapabilirsiniz.


Bu küçük kırlentleri eski kumaşlardan ya da eski nevresimlerinizden kendinizde kolaylıkla yapabilirsiniz.



Odada kullanacağınız şifonyer beyazdan farklı dikkat çekici bir renkte olabilir. Kapılara asacağınız küçük el yapımı tabelalar aksesuarın bir parçası.



Sevdiğiniz kıyafetleri açık askılıklarda sergileyebilirsiniz. 

Bir evin daha sonuna geldik. Eğer bu tarzı kendi evinizde uygulamak istiyorsanız benden  sizi tavsiye aksesurlardan başlayabilirsiniz. Şöyle bir babaannenizin, anneannenizin evlerine bir göz atın orada country aksesuarlar bulmak mümkün.

Sevgiyle kalın...






9

HAYATIMA PASTEL DOKUNUŞLAR



  Fotoğraf Hayattır !


Seviyorum objeleri çekmeyi, onlarla kombinler oluşturup, renk renk sıralamayı, desen desen ayırmayı... 








Makinamı aldım elime bu köşeyi oluşturdum çiçekli desenler, pastel tonlar...




Ne yazık ki Türkiye de Cath Kidston ve Green Gate yok bende kendi evimde topladım güllü ve pembe olanları işte böyle bir görüntü çıktı ortaya...





Bu sofraya fırından çıkmış dumanı üstünde yuvarlak küçük bir somun ekmek nede yakışırdı...





Her şeyin doğalı güzel renk katılmamış seramikler, ahşaplar, naturel bezler...





Bu resim temizliğini yap, kahveni iç diyor sanki. Bu güzel bezlere kıyılıpta kullanılır mı ?





Doğallık dokusunda var...











Fotoğraflarda bu doğallığı yansıtmaya çalıştım ben hissediyorum ya siz ???



 Dekorasyon için 3 Küçük İpucu:

*Ana renklerin soluk ve mat tonlarına pastel renkler denir.
*Pastel renkler huzur verir ayrıca mekana aydınlık ve tazelik katmak istiyorsanız bu renkleri tercih etmelisiniz.
*Country , romantik stil ve shabby chic dekorasyonda bu renkler kullanılır.


Resimlerin ve İpuçların devamı için izlemede kalın...

Mutlu hafta sonları !






4

HAYAT DEVAM EDİYOR 2



'Elimizi eteğimizi hayatın yaşanılası islerinden çekmek ne kadar doğru olur ki? 

Önce kendi sağlımız psikolojimiz düzgün olsun ki

 sonra ülkemize yararlı işler yapalım....
Bana tercüman olan bir yazı. '


Facebook'da Ülke Sorunları Hakkında ve Olumsuz Konularda Aşırı Paylaşım Yapmanın Sakıncaları







Terör, şiddet, kadınlara şiddet, çocuklara ve hayvanlara eziyet, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, irtica, savaş tehlikesi, felaketler, erkeklerin ve kadınların birbirleri hakkında olumsuz düşünceleri, aşk kırıklıkları, eğitim sorunları, çevre kirlenmesi, çölleşme, rüşvet, savaşlar, katliamlar vs. işte insanların büyük bir çoğunluğunun düşünce ve iletişimlerinin çok büyük kısmını işgal eden konular. Bunlar ülkemizin, dünyamızın ve hayatımızın gerçekleri değil mi ? Evet öyle. İlgi göstermeyelim mi ? Öyle birşey diyen yok. Ama bırakın dar gelirli insanları belli maddi imkanları olan ve kendini sosyo - kültürel seviye olarak ortanın üstü olarak gören tabakanın kafası da her gün tüm gün yüzde 90 bunlarla meşgul. Sanat, spor, bilim, felsefe, psikoloji, tarih, ekonomi, klasik müzik, Batı müziği, mizah, fotoğraf, hafif sohbetler vs. ile ilgilenenler çok az. Her gün bütün gün düşüncelerini sadece sorunlara odaklayan toplum ruh hastası olmasın da hangi toplum olsun ? Sorumluluğumuzu yerine getirmemiz ve toplumun dikkatini ülke sorunlarına çekmemiz için Facebook'ta herhangi bir kişinin toplam paylaşımlarının yüzde 20sinin ülke sorunlarına ayrılması yeterlidir. Fazlasının ülke sorunlarının çözümüne bir faydası olmayacağı gibi bu tür paylaşımları aşırı yapanları bunalıma sokar ve onları okuyan insanları da sıkar. "Herkes Facebook'ta istediğini yazmakta özgürdür, ben paylaşırım istemeyen okumasın" yaklaşımı alıngan ve yanlış bir yaklaşım. Fayda yerine zarar getiren bir uygulamanın sürdürülmesi hiç anlamlı değil.

Ülkede önemli bir terör ve parçalanma ve irtica tehlikesi varken bunlara ilgi göstermemiz doğaldır bunlar varken klasik müzik düşünecek halimiz mi var ? Diyenlere cevabım ; sözlerimde ülke sorunlarını, kadınlara, çocuklara ve hayvanlara şiddeti görmezden gelelim bunlara çözüm aramayalım demiyorum. Ülke sorunlarını çözebilmek için herşeyden önce ruh sağlığını kaybetmemiş bireylerden oluşan bir toplum gerekli. Uçaklarda hostesler yolculara oksijen maskesinin kullanımını gösterirken çocuklu yetişkinlere : “önce kendi maskenizi takın sonra çocugunuzunkini takın” derler. Çünkü önce çocuğununkini takmaya çalışan yetişkin oksijensizlikten bayılıp çocuğununkini takamayabilir. Aynı şekilde kendi sağlığına dikkat etmeyen bir anne sağlığını yitirirse bebeğine bakamayabilir. Bütün gün bunalım düşünen, facebookta bunalımlı konularda gönderiler yapan insanlarla sadece bunalımlı konular konuşan bir insan depresyona girmekten kurtulamaz ve ne ülkeye ne de kimseye faydası dokunamaz.

Atatürk dahi hem cephede hem savaş sonrasında bir yandan ülke meselelerilyle uğraşırken aklını dağıtmak ve ruh sağlığını korumak için değişik konularda kitap okumuş, klasik müzik dinlemiş arkadaşları ile rakı sofraları yapmış, Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde kadın erkek karışık yemekli danslı davetler düzenlemiş, Florya'da yüzmüş, son yıllarında fiziksel hastalığı ilerlemesine rağmen Savarona yatında stres atmış. Ülkede bu kadar önemli sorunlar varken klasik müzik dinlenir mı ? Danslı davetler yapılır mı ? Dememiş. Atatürk bunları yapımayıp bütün düşüncelerini ülke meselelerine yoğunlaştırsaydı ruh sağlığını kaybeder, bu meseleleri sağlıklı bir şekilde düşünecek hali kalmaz ve ülkesine yardım edemezdi.
Bundan birkaç yıl öncesine kadar 10 Kasım Atatürk’ün ebedi istirahate çekilme anma günlerinde Türkiye’de radyolarda bütün gün matem müziği çalardı. Eğlenceli müzik çalmak yasaktı. Bar, diskotek ve sinemalar kapalı olurdu. O gün eğlenmek Ata'mıza saygısızlık olarak görülürdü. Sonra bunun yanlışlığı anaşıldı. Atatürk’ü 10 Kasım sabahları rahmete erdiği saat olan 9’u 5 geçe andıktan, saygı duruşunda bulunduktan sonra günün geriye kalanında eğlenmek başka şeyler düşünmek onu önemsememek ve saygısızlık etmek değil. Tersine tüm gün matem gereksizve ruh sağlığına zararlı bir tutum.

Ülkenin herhangi bir yerinde bir depremde veya terör eyleminde vatandaşlarımız hayatlarını kaybettiğinde konuya duyarlılık göstermek ve yardımlarına koşmak ruh sağlığını koruyan bireylerin daha iyi yapabileceği birşey. Bu sadece sorun türünde düşünceler için geçerli değil. Bütün gün futbol, mesleğini vs. düşünen insanları da tehdit eden bir durum. Son derece yoğun mesaisi olan bir cerrah tanırdım. İşinde gerektiği gibi işine yoğunlaşır işten sonra kafasını dağıtmak için klasik müzik dinler ve tenis oynardı. Arkadaşları ile de işten sonra iş konuşmazdı. İşten eve gelince değişik düşünce konuları olmayan cerrah ta işine ertesi gün pili bitmiş olarak gider.

Düşüncelerimizi çeşitlendirmek, gün içinde farklı şeylerle meşgul olarak, işimizden dolayı olamıyorsa en azından mesaiden sonra bu çeşitlendirmeyi yaparak olur. Bütün gün Facebook'da sadece kadına yapılan şiddet, hayvanlara yapılan eziyet, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, irtica, savaş tehlikesi, felaketler, erkeklerin ve kadınların birbirleri hakkında olumsuz düşünceleri, aşk kırıklıkları, eğitim sorunları, çevre kirlenmesi, rüşvet, çölleşme vs konularında paylaşım yapmak, bunları okumak üzüm üzüme baka baka kararır atasözünde olduğu gibi herkesi kollektif şekilde depresyona sokar. Sonra da neden içim sıkılıyor acaba hava durumundan mı ülkenin durumundan mı ? Diye sorarlar. İç sıkıntısının sebebi ne hava durumu ne de ülke sorunlarıdır. Sıkıntının sebebi düşüncelerini ve Facebook paylaşımlarını yüzde 90 olumsuz haberlere odaklamaktır.

Ayrıca bütün gün aynı şeyi düşünenler beyinlerinin çok kısıtlı bir kısmını kısıtlı bir sekilde kullanarak yaşlılıkta Alzheimer olma risklerini artırırlar. Aynen bir Pilates programında 20 farklı hareket yerine sadece 2 hareketi aşırı yaparak vücutlarında kısıtlı sayıda kası aşırı çalıştırıp vücutlarını dengesiz geliştiren ve aşırı çalıştırdıkları kasları incitenlere benzerler. Ülke sorunları dahil her türlü konuyu paylaşalım, önemli konulardır ama bunlarla sınırlı kalmayalım hiçbir paylaşım türünü abartmayalım.

Rasih Bensan 7 Aralık 2012

Not: Bu paylaşımı yapmamın nedeni olaylara birde bu yönden bakmak. Kendim için ders çıkardığım bu yazıyı sahildeki ev blogu sayesinde öğrendim ona teşekkürler. Gündemle ilgili yayın yapan blog arkadaşlarım facebook arkadaşlarım hepsini takip ediyorum onlara saygı duyuyorum. Ama ne olur hayat devam ederken insanların tüm bu olumsuzluklara rağmen kendilerini mutlu edebilecekleri bir uğraşları varsa onlara da saygı duyalım.







2

HAYAT DEVAM EDİYOR



Bu gün itibariyle tam 15 gün olmuş doğru dürüst bloga girmeyeli ve yazı yazmayalı. Ülkemizin geçirdiği şu sıkıntılı günlerde kendimi televizyonda haberleri izlemekten alamıyorum. İlk gün yaşananları ve sonraları dehşetle , şaşkınlıkla izliyorum... 
Burada kendi düşüncelerimi ve fikirlerimi söylemeyi uygun bulmuyorum çünkü biliyorum ki beni takip eden bir sürü farklı 
düşüncede ki insana saygım sonsuz . 
Ama diğer blog arkadaşlarımı da bu konuyla ilgili düşüncelerini merakla takip ediyorum elbette. Artık sessizliğime bir son veriyorum.


Facebook, twiter ve diğer sosyal paylaşım sitelerini açtığımızda haberlerden an be an haberdar oluyoruz zaten. Gelin beraber farklı bir pencere açalım kendimize ve tüm bu yaşanan olaylardan birazcık olsun benim blogum sayesinde nefes alın , kafanızı dağıtın. Dedim ya hayat devam ediyor ve en önemlisi yaşamaya değer, bazı şeyleri kaçırmamak gerek.


'Tek dileğim daha yeşil ve yaşanılası bir dünya için, barış ve huzur için geleceğimizin teminatı biz gençleri hangi fikirde olursak olalım kavga etmeden birbirimizi rencide etmeden , ötekileştirmeden anlamaya çalışan, dinleyen bir ülke istiyorum!'


Gelelim bu süre içerisinde neler yaptım. Geçen hafta 3 günlüğüne ailece İstanbul a gittik ailemiz için gurur verici bir ana tanık olduk. Abim Cerrahpaşa Tıp fakültesinden mezun oldu ve hepimiz onun  yanındaydık.



Gurur veren yüzlerce doktor!



Geldikten bir gün sonra eşimin okul gezisi nedeniyle öğrencilerle beraber İzmir e gittik. Sıkıcı okul gezilerinin aksine çocukların istediği gibi eğlence gezisi oldu. Biz öğretmenler bile çok eğlendik. Veee eşim öğrencileriyle beraber bana sürpriz doğum günü kutlaması yaptı. Beni gerçekten çok mutlu etti ve onurlandırdı.


Şirince sokakları



Geleceğe umutla bakan yüzler!



Tek kelime ' AŞK'

Hatıralar !



Sürprizler :)


Ege güneşi ve Ben



Kordon da gün batımı...




Gün sonunda yüzümü gülücüklere boğan sürprizler! evim çiçek bahçesine döndü:)
Ruhumdan, Öğrencilerimden, Velilerimden, Uzaklarda ki Canım arkadaşım Şüko dan, Ailemden...



Bu arada aldığım siparişleri televizyona ve İnternet e bakmaktan vakit buldukça tamamlamaya çalıştım. Hobi olarak yaptığım bu işi sevmemin bir diğer nedeni zaman kısıtlaması olmaması , bir şeyleri yetiştirmek için strese girmemem, canım ne zaman isterse o zaman yapmaktır. Neler yaptım neler....




Romantik Ekmek sepeti ya da peçetelik



Arkası bile güzel !



Favorim 3 lü panolar


İster tek kullanın


İster ikili



İsterse 3 lü



Canım arkadaşımın salonunu süslemeye gidiyor...


Umarım biraz olsun kafanız dağılmıştır. 
Huzur dolu bir haftaya merhaba diyelim hep beraber... 
Sevgiyle kalın...

( Lütfen sizden ricam siyasi görüşünüz her ne olursa olsun siyasi yorumlar yapmayınız. Bu blog sadece ev dekorasyonu, tasarımlar ve benim özel yazılarımı içermektedir. Bende dahil bu tarz yorumlar yapmıyorum. Anlayışınız için teşekkürler)







6
 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.