'ÖPÜNCE GEÇMEYEN UFLAR' iLK YARDIM EĞİTİMİ


Bu aralar yazılarımı Kerem izin verdiği kadarıyla yazabiliyorum. Bazen öyle bir hal oluyor ki bir cümle yazıp bir hafta sonra kaldığım yerden devam ediyorum. Bu yazıda taa geçen seneden  mesela :) Rakamsal olarak geçen sene olabilir ama aslında bir ay öncesi ;) Ne demişler geç olsun güç olmasın gerisi önemli değil.



Hem mesleğim gereği hem de anneliğim için bana fayda sağlayacak güzel bir söyleşiye katıldım. OiOi sponsorluğunda ve Nefise Karatay moderatörlüğünde İlk yardım eğitmeni sevgili Deniz Karadeniz tarafından 'Öpünce Geçmeyen Uflar' için İlk yardım Eğitimi aldık.

Her bireyin öğrenmesi gereken İlk yardım uygulamaları sadece biz anneler için değil elbet. Çalışma hayatına başlayan annelerin yavrularını emanet ettikleri bakıcı, anneanne, babaannelerin de mutlaka öğrenmesi gereken bir konu.



İtiraf etmeliyim ki bir çok doğru bildiğimiz yanlışları öğrenince çok şaşırdım. Dinledikçe o da mı yanlış, o da mı doğru değil deyip durdum kendi kendime. Hitap ettiğim yaş aralığı gereği özellikle okul öncesi çocuklarda sıklıkla yaşadığımız kazalar için ilk yardım olarak yapabileceklerimizi öğrendim. Özellikle öğretmenlerin ve idarecilerin  mutlaka alması gereken bir eğitim.

Sevgili Deniz hanımdan dinlediğim bu detaylı söyleşinin ayrıntıları tabi ki çok fazla. Ama ben sizlere bu yazımda özellikle doğru bilinen yanlışlardan bahsetmek istiyorum.


  • En çok yapılan hataların başında kişiler acil durumu yetkili kişilere (112)  bildirmek yerine ilk olarak yakınlarına bildiriyor. Bu durum acil yardıma ihtiyacı olan kişi için maalesef zaman kaybı. Unutmayın ki ilk müdahalede saniyeler çok değerli!


  • Benim de yanlış bildiğim bir diğer konu ise boğazına cisim kaçan kişinin sırtına vurulmaması gerektiği. Eminim bir çoğumuz bunu istemeden refleks olarak yapıyoruz. Böyle bir durumda kişi öksürmeye teşvik edilmeli. 


  • Zehirlenen ya da yakıcı bir madde yutan kişiyi kusturmak ta yanlış yapılan ilk yardımlardan biri. Bu durumda derhal tıbbi yardım istenmeli. Acil müdahale ekibi gelene kadar kişinin sadece ağzı suyla çalkalanmalı. 
  • Yanıklarda diş macunu, yoğurt sürmek daha büyük zararlara sebebiyet verebilir. Deniz hanım diyor ki eğer diş macununun böyle bir özelliği olsaydı piyasada satılan tüm markalar bu konu da rahatlıkla reklam yapabilirlerdi diyor :) Yanan bölge 20 dakika boyunca suya tutularak ilk yardım yapılmalı.


  • Göze herhangi bir cisim batmışsa çıkarmaya çalışmak daha çok batmasına neden olabilir. Bu durumda cismi sabit tutup derhal tıbbi destek istenmeli. 


  • Burun kanaması yaşayan kişiyi arkaya doğru yatırmak yanlış yapılan bir hareket. Kişinin başını hafif öne eğik konuma getirerek 5-10 dk burun sıkılarak baskı yapılmalı. 
Ve daha bir çok doğru bildiğimiz yanlışları sıralamak mümkün, bunlar benim aklımda kalanlar... Ne yalan söyleyelim toplum olarak yardım etme arzusu her zaman içimizde var. Ama bilmeden doğru bildiğimiz yanlışlar yerine bilinçli bir şekilde yardım edelim. Sevgili Deniz hanım hem anlatım tarzı hem de bilgi birikimi ile size ilk yardım konusunda yol gösterecek değerli bir insan. Lütfen onu instagram hesabından takip edin ve hatta mümkünse eğitimlerine katılın derim.

https://www.instagram.com/denizkaradenizegitim/



O günkü söyleşiye Sabah gazetesi de yer vermiş:



0

Aileden Biri Huzurevi İle Sosyal Sorumluluk Projesi



2016 'nın hafızalarda pek de iyi bir yeri olmadığı için bize düşen az da olsa iyilikleri hatırlamak ve yaşatmaktır. Geleceğe dair umutla yaşamak için bir şeyler yapmalıyız. Küçük büyük fark etmez! Yeter ki harekete geç ve bir kalbe dokun!


Kasım ayında mail kutuma bir mesaj düştü: Galatasaraylılar Yardımlaşma Vakfı Aileden Biri Huzur evi sakinleri ile beraber bir proje yapmak istediklerini söylediler. Böyle bir sosyal sorumluluk projesinin içine dahil olmak benim için gurur vericiydi.


 Bu güzel duyguyu hemen Dekoblogosfer ekibimiz ile paylaştım. Tabi ki fikirler hava da uçuştu. Sakinleri zorlamayacak en önemlisi onların  keyif alacakları bir etkinlik olmalıydı. Dekorasyon blogları bir arada olunca işin içinde dekorasyon ile ilgili bir şeyler olsun istedik ve ahşap çerçeve boyama yapmaya karar verdik.

Bu konuda şüphesiz en profesyonel Han Dizayn Emel ablaya bu projeden bahsedince severek yardımcı olacağını söyledi. Malzeme konusunda da desteğini bizden esirgemedi.


O gün o kadar güzel bir ortam vardı ki zaman nasıl geçti hiç anlamadık. Sohbet muhabbet kahkahalar eşliğinde sakinlerle beraber çerçeveleri hem boyadık hem süsledik. İtiraf etmeliyim ki her biri yardım almadan o kadar güzel boyadılar ki şaştım kaldım! Onların enerjileri ile müthiş eserler çıktı ortaya. 



İnstagramda bu güzel projeden bahsederken bize dahil olmak ister misiniz diye sormuştuk takipçilerimize. Bizi o gün hem kendileri hem de sakinlere getirdikleri hediyeleri ile yalnız bırakmayan; The Nini Things Nihan ve Vanilian Cookie Gizem' e çok teşekkür ederiz. Ve uzak demeden bu güzel proje için gelen diğer takipçilerimiz iyi ki vardınız bize güç verdiniz.






Bu güzel günün en güzel detayları ile sizi baş başa bırakıyorum. 
Daha çok kalbe dokunmak ve iyilik kazansın diye hep çalışıyor olacağız...








0

PORLAND İLE 5 ÇAYINDA BULUŞTUK


Geçtiğimiz hafta Mutfak ve Tatlar Selma hanımın daveti ile Vialand da bulunan Porland Mağazasına beş çayına davetliydim. Dışarısının buz gibi havasına inat içeride muhteşem sıcak ve samimi bir ortam vardı. Özenle hazırlanmış masa ve ikramlıklar ile içimiz daha da ısındı. 


Fotoğrafta gördüğünüz rüya gibi bu masa da 'Forest Collection' serisi ile hazırlanmış üzerinde geyik, ayı, sincap ve baykuş desenlerinin bulunuğu tabaklar favorim oldu.


Yeni yıl temalı uzun bir masa etrafında, samimi bir ortamda geçen etkinlikte, Porland Kurumsal İletişim Yöneticisi Esen Karatekin marka hikâyesini anlatırken, Designer İlksen Şenol 2017 masa üstü trendleri ve Porland’ın yeni sezon koleksiyonları hakkında bilgi verdi. Porland’ın ev araç gereçleri ile tekstil ürünler markası Porland Style Ürün Müdürü Aylin Çoruh tarafından markanın her geçen gün zenginleşen ürün kategorileri aktarıldı ve toplantının bir bölümünde 3 bin metrekare alanda kurulu sektörünün en büyük mağazası blog yazarları ile birlikte gezildi.


Mağazayı dolaşırken yan flüt ve akerdeon ile çalan hoş dinleti bize erken yeni yıl havasını hissettirdi.




Organizasyonun dekorasyon ve sunum hazırlığı Görsel Projeler ekibi tarafından yapıldı. Son bölümde Görsel Projeler’den Onur Güney ve İlkay Aydoğdu’nun uygulamalı olarak anlattıkları yılbaşı sofralarına ilişkin pratik bilgiler ve Porland Fabrika konseptine ilişkin mimari ve dekorasyon ayrıntıları hakkında bilgi verildi.


Vialand da bulunan bu mağazanın bence en büyük özelliği eviniz için ihtiyacınız olan her şeyi tek bir yerden alışveriş yapma imkanı veriyor olması. Özellikle çeyiz hazırlığında olanlar ve yeni ev kuracaklar mutlaka yakından görmeli burayı. 



Porland mağazasını biraz daha yakından tanıyalım...




''1976 yılında açılan ilk züccaciye mağazası ile temelleri atılan Porland, doğuşu sayılabilecek bu ilk adımdan sonra 1984 yılında özellikle Horeca kesimine yönelik masa üstü malzemeler pazarlama faaliyeti yürütür. 1980'lerin sonuna doğru üretime yönelir ve 1992 yılında % 100 yerli sermaye ile kurulur. 




Şuan 300 bin metrekare açık ve 70 bin metrekare kapalı alana sahip Bilecik tesislerinde, yılda yaklaşık 70 milyon adet üretiminin %65’ını dört ana kıtada 30’dan fazla ülkeye ihraç etmektedir. Porselen üretiminin yanı sıra portföyündeki diğer markaları; çelik ürünlerde Festino, cam ürünlerde Fiamma ve tekstil ürünler ile mutfak araç gereçlerinde Porland Style ile bin 500’ü aşkın çalışanın istihdam edildiği Türkiye’nin porselen üreticisi iki markasından biridir. 




Porland, Horeca kesimine yönelik hizmet veren 6 bölge müdürlüğü, perakendede 20’yi aşkın mağazası ve online alışveriş sitesi ile yurt dışı pazarının yanı sıra yurt içinde de önemli bir pazara sahiptir.



Porland, Türkiye'nin ilk renkli porselen üretimini yapan ve Türk Standartları Enstitüsünün 10850 kalite belgesine ilk sahip olan, ayrıca İngiliz kalite standardı olan BS 4034 belgesine sahip yerli porselen üreticisidir.''





Porland deyince akla ilk olarak porselen geliyor. Ama artık yurtdışından ithal ettiği ürünler ile ev dekorasyonunda da adından çokça söz ettireceğe benziyor. İnsan sağlığını tehdit etmeyen ürün seçimlerini titizlikle yaptıklarını ve bu konuda özenli olduklarını özellikle belirttiler.




Mağazayı gezmek için bir değil bir kaç saate ihtiyacınız olacak. O kadar çok detay var ki hepsi birbirinden harika... Mutfaktan Sofraya, Yatak Tekstilinden Banyoya, Dekorasyondan Aksesuara, Çocuk grubundan Hediyeliğe bir çok ürün grupları bir arada bulunuyor.



Bizleri bir araya toplayarak keyifle geçen bu günde buluşturan sevgili Mutfak ve Tatlar Selma hanıma ve her daim güler yüzlü Porland ekbine çok teşekkürler.


Etkinlikle ilgili diğer güzel fotoğraflarla sizi baş başa bırakıyorum :)













0

Bretz Hestia Kış Koleksiyonu





''Bazı değerler hiç değişmez...

Markanın ve atölyenin kurucusu Özcan Ata, ailede üçüncü kuşak mobilyacıdır. Ahşap Üretimi geleneğinin öncüsü batı Karadeniz'de, Rus zerafetinin karşı kıyısında doğdu. Ailenin klasik değerlerle olan güçlü bağı; İstanbul'a gelmeleri, köşklerdeki Osmanlı ve Avrupalı üreticilerin mobilya ve zanaat ürünlerini tamir etmeleri ve replikalarını üretmeleriyle yeni bir boyut kazandı. 12 yaşlarında iken Özcan Ata, dönemin mobilya üretim ve ahşap zanaat merkezi Kağıthane semtinin büyülü dünyasına kapıldı. Çalışkan Çırak, 1971 yılında kendi atölyesini kurdu; bugün dünya metropollerinde lüksün ve yüksek zanaatın sembolü olan Bretz ürünlerini ortaya çıkardı.''



Geçtiğimiz haftalarda Bretz Mobilyanın 2017 Kış Koleksiyonu daveti için Floryadaki mağazalarını ziyaret ettim. Kış sezonuna yakışır koyu renk mobilyalar iddialı ve bir o kadar cesur!





Son dönemin modası çapraz ayaklı puflara bu aralar dekorasyonda sıkça rastlar olduk. Zımba detayı ile şık ve çekici duruyor.



Bretz markası geçmişten günümüze ihtişamlı saray havasını, ürettiği özel mobilyalar ile sürdürmeye devam ediyor. İtiraf etmeliyim ki tarzım olmamasına rağmen mobilyaların el işçiliği ile özenle hazırlanmasına hayran kaldım. Osmanlı saraylarını anımsatan bu yatak Bretz'in şıklığı ve zerafetini bizlere sunuyor...


Bretz markası mobilya üretiminin yanı sıra aynı zamanda iç mimari desteği de veriyor. Türkiye'de ve yurtdışında birçok başarılı projeye imzalarını atmışlar.


Tekstil ürünlerinde çoğunlukta Art Deco etkisi vurgulanıyor.






                             

İhtişamın yerine biraz daha sadelikten hoşlanıyorsanız mobilyalarınıza eşlik edecek akik plakalardan özel olarak yapılmış bu sehpa ile evinizde şıklığı tek parçayla yakalayabilirsiniz.



Mobilya ve aksesuarları daha yakından görmeniz için Nişantaşı, Florya, Kalamış ve Kemerburgaz Fabrika mağazalarını ziyaret etmenizi öneririm.


Davet için özel olarak hazırlanmış bu şık masada birbirinden lezzetli ikramlar ile sıcak ve samimi bir ortam yaşadık. Bu güzel organizasyon için Özcan Bey ve Merve Hanıma teşekkürler...













0
 

YAZAR KAFE

Bumerang - Yazarkafe

FACEBOOK'TA BEĞEN

ÜYELER

UYARI!

WHITE COUNDTRY HOUSE COPYRIGHT2013-2016. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.